YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/29584
KARAR NO : 2016/6718
KARAR TARİHİ : 08.03.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan takibin kesinleşmesinden sonra, borçlunun, icra mahkemesine yaptığı başvurusunda; icra müdürlüğünce 04.03.2015 tarihinde yapılan hesaplamanın doğru olmadığını, yaptığı ödemeler nedeniyle bu miktar borcu bulunmadığını ileri sürdüğü, mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda takibin kesinleşmeden önceki ödemeler de mahsup edilmek suretiyle şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Başvuru bu hali ile İİK’nun 16. maddesine dayalı şikayet niteliğindedir.
6098 sayılı TBK’nun 100/1. maddesinde; “Borçlu, faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz” düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre; borçlu, faiz ve masrafları ödemedikçe kısmi ödemeler, ana paradan mahsup edilemez. Anılan maddenin dikkate alınması için takip talebinde ayrıca istenilmesi gerekli olmayıp, istek olmasa da memurlukça re’sen dikkate alınmalıdır (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2002 tarih ve 2002/12-709 esas 2002/781 karar sayılı kararı). Şu halde, TBK’nun 100. maddesi uyarınca, İİK’nun 71. maddesi kapsamında yapılan kısmi ödemelerin, öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edilmesi, geriye kalan paranın ise asıl alacaktan indirilmesi ve her ödeme yapıldıkça bakiye alacağın bu suretle saptanması gerekir.
Somut olayda, takip kesinleştiğinden, kesinleşmeden önce yapıldığı ileri sürülen ödemeler kabul edilerek bilirkişi tarafından hesaplama yapılması hatalıdır.
Bu durumda mahkemece, TBK.’nun 100. maddesi uyarınca; takipte kesinleşen miktar üzerinden, hesap tarihine kadar yapılan ödemeler dikkate alınarak yeniden bilirkişi incelemesi yapılıp Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle, icra müdürlüğünce yaptırılan hesaplama denetlenerek, yanlış olduğunun belirlenmesi halinde İİK’nun 17. maddesi gereğince hesap tablosunun düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığa çözüm getirmeyecek şekilde eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.