Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/2062 E. 2016/9556 K. 31.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2062
KARAR NO : 2016/9556
KARAR TARİHİ : 31.05.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı ve Katılma Alacağı

… ile … aralarındaki katkı payı ve katılma alacağı davasının kısmen reddine kısmen kabulüne dair … Aile Mahkemesi’nden verilen 26.11.2014 gün ve 277/887 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen çalışmak suretiyle katkıda bulunduğu davalı adına kayıtlı taşınmaz ve kendisine kalan miras parası ile katkıda bulunduğu davalı adına kayıtlı araç yönünden müvekkilin katkısı hesaplanarak faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş olup, dava değerini 55.000,00 TL olarak bildirerek harç yatırılmıştır.
Davalı … vekili, davacının taşınmaz ve aracın edinildiği tarihlerde ev hanımı olduğu ve katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile araç yönünden 2.385,00 TL, taşınmaz yönünden 204,00 TL olmak üzere toplamda 2.589,00 TL değer artış payı alacağının karar tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 16.06.1989 tarihinde evlenmiş, 13.08.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 10.10.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
1- Davacı vekilinin araca yönelik temyiz itirazları incelendiğinde; Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır(TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m). Değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde; tasfiyeye konu… plakalı araç, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 19.11.2007 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Dosya kapsamından davacı tarafça aracın kişisel malı ile alındığı kanıtlanamadığı gibi davalının da kişisel mal savunmasında bulunmadığı anlaşılmakla; aksi ispatlanamadığından aracın edinilmiş mal olduğunun kabulü gerekmektedir.
Mahkemenin, hatalı hukuki nitelendirme ile talebin katkı payı alacağı olarak düşünülüp katkı oranında alacak hesabı yapılan raporu hükme esas alması doğru olmamıştır. Mahkemece, belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda aracın tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerinin yarısı oranında davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacı vekilinin kooperatif yolu ile edinilen taşınmaza yönelik temyiz itirazı incelendiğinde; Tasfiyeye konu taşınmazın kooperatif üyeliği yoluyla edinilmesi halinde, kooperatife yapılan ödemelerden ve bu ödemelerin isabet ettiği dönemlerden hareketle, mal rejiminin tasfiyesi ile eşlerin alacak miktarları belirlenir. Kooperatif ödemelerin 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 170.maddesi gereğince mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önceki dönemde tamamlanması durumunda eşler lehine katkı payı alacağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 202/1. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden sonraki dönemde tamamlanmasında ise değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakkı doğabilecektir.
Kooperatif ödemelerinin bir kısmının mal ayrılığı bir kısmının da edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemlerde yapılmasında; mal ayrılığı dönemindeki ödemelere her bir eşin yaptığı katkı oranı, daha sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimine kişisel mal olarak geçeceği kabul edilmektedir.
Buna göre; mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde (01.01.2002 tarihine kadar) eşlerin kooperatif ödemelerine yaptıkları katkı oranı, 743 sayılı TKM, Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri ile Yargıtay ve Dairemizce kabul edilen “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi göz önünde bulundurularak belirlenmelidir. Kişisel mal olarak kabul edilen bu katkı oranı, 01.01.2002 tarihinden sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimi kurallarına göre, hesap edilecek “değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak” miktarlarının tespitinde gözetilecektir.
Bunun için, öncelikle iddia ve savunmalar doğrultusunda kooperatif üyeliğine ve ödemelere ilişkin belgeler, eşlerin katkıda kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıkları (miras, ziynet, bağış vs) ile mal ayrılığı dönemine ilişkin düzenli ve sürekli gelirlerine (maaş, gündelik, kar payı vs) ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. İhtiyaç duyulması halinde, değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde; tasfiyeye konu 4232 ada 7 parsel 12 nolu mesken,… Konut Yapı Kooperatifine üye olunarak edinilmiş olup, ilgili kooperatife eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 05.10.1998 tarihinde davalı adına üye olunduğu, 1998 ila 2006 yılları arasında ödeme yapıldığı, ayrıca toplu konut idaresinden kredi kullanıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan 29.05.2014 tarihli hesap bilirkişi raporunun incelenmesinden ise belirtilen ilke ve esaslar gözetilmeden dosya kapsamına uygun düşmeyen şekilde düzenlendiği ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, yapılması gereken hüküm kurmaya ve denetime elverişli yeniden bilirkişi raporu aldırılarak davacı lehine katılma alacağı hesaplaması yaptırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları (1) ve (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
45,00 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 31.05.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.