YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8521
KARAR NO : 2016/9506
KARAR TARİHİ : 30.05.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
… ile … ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın tespiti davasının reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 01.11.2013 gün ve 474/897 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 103 ada 19 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile üzerinde bulunan binanın ve ağaçların kendisine ait olduğunu açıklayarak taşınmazın ve üzerinde bulunan muhdesatın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili, davanın tapu iptali ve tescil davası niteliğinde olduğunu, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava dilekçesinin içeriği ve davacının 03/05/2013 tarihli oturumdaki beyanlarından davanın tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 1962 yılında kesinleştiği, dolayısıyla 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları (vakıaları) ileri sürmek taraflara, hukuki olarak nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (HMK m.33). Davacı, 03.05.2013 tarihli oturumdaki beyanında; ” dava dilekçemin çelişkili olan kısmını şu şekilde düzeltiyorum, dava konusu…Köyü 103 ada 19 parsel sayılı taşınmazın tamamı bana aittir, üzerindeki taşınmazlar, ağaçlar ve arazi ile birlikte bu parsel benim adıma yazılması gerekirdi ” şeklinde beyanda bulunmuş; 09.05.2013 havale tarihli dilekçesinde ise “taşınmazın kendisine ait tapulu yer olduğunu, tapu iptali davası açmasının söz konusu olmadığını” belirtmiştir. Davacının dava dilekçesindeki açıklamaları, aşamalardaki sözlü ve yazılı beyanları ile derdest ortaklığın giderilmesi davasından; davanın, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olmayıp, ortaklığın giderilmesine konu 103 ada 19 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece delillerin bu çerçevede değerlendirilip gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı nitelendirme sonucu talebin tapu iptali ve tescil davası niteliğinde görülerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 30.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.