Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/10141 E. 2016/10376 K. 13.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10141
KARAR NO : 2016/10376
KARAR TARİHİ : 13.06.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile… ve İbrahim Karısı Havuş ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair …3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 12.11.2013 gün ve 388/450 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı… vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, dava dilekçesinde; 359 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ile 349 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde davacı ile … oğlu… karısı … karısı … karısı … isimli kişiler adına kayıtlı olduğunu, ancak ismi geçen paydaşların kim olduklarının tapu kütüğünden anlaşılamadığını, her iki taşınmazın tamamının 20 yılı aşkın bir süreden beri malik sıfatıyla davacı tarafından kullandığını açıklayarak kim oldukları bilinmeyen … oğlu… karısı … karısı … karısı … isimli kişiler adına kayıtlı payların iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı… vekili, gerekli araştırmaların yapılması halinde iptali istenen pay maliklerinin kim olduklarının anlaşılabileceğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, yapılan araştırmalara ve tüm dosya kapsamına göre 359 ada 5 parsel ile 349 ada 2 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından … oğlu… karısı … karısı … karısı … isimli kişilerin kim olduklarının belirlenemediği, davacı lehine olağanüstü kazandırıcı zamanaşımıyla kazanma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, her iki taşınmazda bu kişiler adına kayıtlı payların iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı… vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında, tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır (Yargıtay HGK’nın 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları).
Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca “tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması” gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olaya gelince; dava konusu 359 ada 5 parsel ile 349 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bir bütün iken ortasından demiryolu geçmesi nedeniyle iki parçaya ifraz edildiği, taşınmazların geldi kayıtlarından olan Eylül 936 tarih 2 sıra nolu tapu kaydında paylarının iptali istenen kayıt malikleri ile murislerinin ismi ve taşınmazların iktisap şekli açıkça yazılmış. Hal böyle olunca; dayanak tapu kaydındaki bilgilere göre; tapu kaydının iptali istenen malikler … oğlu… karısı … karısı … ve … karısı …’ın tanınan ve bilinen kişiler olup, TMK’nun 713/2. maddesinde yazılı ”maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” hukuki sebebine dayalı kazanma koşullarının gerçekleştiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu dosya kapsamına uymayan ve yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı… vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 13.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.