YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19576
KARAR NO : 2016/9096
KARAR TARİHİ : 25.05.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, müvekkiline ait bir kısım menkul malların haczedildiğini, yapılan haciz işleminin hatalı olduğunu belirterek, istihkak iddialarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacının borçlunun iş yerini devraldığını, Borçlar Kanunu 202. maddesi gereğince takibe konu borçtan sorumlu olduğunu, borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında muvazaalı işlem yapıldığını savunarak davanın reddi ile mahcuz değerinin % 40’ından aşağı olmamak üzere davacının tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili, davayı kabul ettiklerini beyan etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; borçlu şirketin ticaret sicil kaydındaki adreste, davacı şirketin de faaliyet gösterdiği, faaliyet alanlarının aynı olduğu, borçlu şirket çalışanlarının bir kısmının davacı şirkette çalışmaya devam ettiği, davacı 3. kişi ile borçlu arasındaki işlemlerin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla danışıklı işyeri devri niteliğinde bulunduğu, İİK’nun 44 ve Borçlar Kanunu’nun 179. maddesi gereğince usulüne uygun yapılmayan işyeri devrinde devrin alacaklıların haklarını etkilemeyeceği, devralan davacının da işletmenin borçlarından sorumlu olduğu gerekçesiyle, alacaklıya karşı açılan davanın reddine, borçlu şirketin davayı kabul etmesi nedeniyle aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, üçüncü kişi tarafından İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açılan istihkak davası olup, davada davalı olarak alacaklıyla birlikte borçlunun da hasım gösterilmesi mümkün ise de, bu tür davalarda borçlunun davacı 3. kişinin istihkak iddiasını kabul etmesi, alacaklının haklarını etkilemez. Bu hallerde, 3. kişinin açtığı davanın reddi kanaati hasıl olmuşsa davanın reddine karar verilmekle yetinilmelidir. Bu açıklamalara göre, 3. kişinin açtığı davada alacaklı yönünden ret, borçlu yönünden kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Davalı alacaklı tarafından, davacı 3. kişinin tazminata mahkum edilmesi talep olunmuşsa da, bu taleple ilgili olarak olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Oysa, HMK’nun 297. maddesinde, hükmün hangi hususları kapsayacağı sayılmış olup, anılan maddenin 2. fıkrasında, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, düzenlenmiştir. Bu itibarla, davalı alacaklının tazminata ilişkin talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu benttlerde açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.