YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/6602
KARAR NO : 2016/3970
KARAR TARİHİ : 04.04.2016
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet (TCK’nın 158/1-f-son, 35/1-2, 62, 52/2, 53 uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 9.160,00 TL adli para cezası; 204/1, 62, 53 uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, yetkilisi olduğu … şirketi hesabına geçilmek üzere, hesabının bulunduğu banka şubesine ibraz ettiği suça konu çekin tamamen sahte olarak üretilmiş olduğunun, suça konu çek bankalar arası ibrazsız takas sisteminde sorgulandığında katılan banka tarafından tespit edildiği ve çek bedelinin ödenmediği, sanığın bu suretle resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediği iddia olunan somut olayda;
Suça konu çek üzerindeki imza ve yazıların sanık eli ürünü olmadığının dosyada mevcut bilirkişi raporu ile sabit olması; sanığın savunmasında ”şirket adına bu çeki gerçekte şirketin ortağı olan ancak problemleri olduğu için resmiyette ortak olmayan … bankaya ibraz etmiş olabilir ben yurt dışında olduğum zaman bu işlerle o koşturuyordu…, … oğlunun babası da yani … şirketin resmi muhasebecisi idi” şeklindeki beyanları karşısında gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; öncelikle bu şahısların emniyet kanalıyla araştırılması ve gerek görülürse imza yazı incelemesi yaptırılması suça konu çeki bankaya ibraz edenin kim olduğunu ve sanık olup olmadığının tespiti için çeki inceleyen banka görevlisinin tanık olarak bilgisine başvurulması ve toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden duruşmada hazır edilmelerine ilişkin yazılan müzekkerenin akıbeti sorulmadan, tanıkların dinlenmeleri yolundaki ara karardan vazgeçilerek, eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.