YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/29320
KARAR NO : 2016/14858
KARAR TARİHİ : 27.09.2016
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine,
2-Davacı Sendika vekili, davalı …’nin davacı …-İş Sendikası’nın yıllardır örgütlü olduğu bir işyeri olduğunu, davalı bünyesinde çalışan ve müvekkili Sendika’ya üye olan işçilerin Sendika Ana Tüzüğü’ne göre sendikaya üyelik aidatı ödemeleri gerektiğini, davalı …’nin işçilerden kestiği aidatları bu güne kadar müvekkiline ödemediğini, ödeme tarihinin kanunda ve taraflar arasında imzalanan toplu iş sözleşmelerinde kararlaştırıldığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak miktarının tespitine ve şimdilik 10.000,00 TL sendika aidat alacağının her ay aidatının ait olduğu aydan bir ay sonra başlayacak en yüksek işletme kredisi faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı … davaya cevap vermemiştir. Bilirkişi raporunun tebliğinden sonra Belediye kendisini vekille temsil ettirmiş, davalı … vekili belirsiz alacak davası açılamayacağını, alacağın zamanaşımına uğradığını, davalıya yazılan ihtaratlı müzekkerelerin bir öneminin bulunmadığını, ilgili kurum ve kuruluşlardan gerekli bilgi ve belgelerin getirtilerek aidat alacağının miktarının belirlenmesi; bu kapsamda sendika üyelerinin üyelik tarihlerinin ve yevmiyelerinin tespiti gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, toplam 46.872,00 TL aidat alacağının aylık bazda belirlenen temerrüt tarihlerinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı Sendika’nın bildirdiği aidat kesinti listelerine göre toplam aidat alacağının 2009 Ocak ayından 2014 Şubat ayına kadar olan (bu ay dahil) dönem için 46.872,00 TL olduğu yönünde tespit yapılmıştır. Davacı Sendika vekili, bilirkişi raporundan sonra verdiği değer arttırım dilekçesi ile alacağın miktarını 44.712,00 TL’ye çıkarmış, bu miktar alacağın davalıdan faizleri ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Hal böyle olmasına rağmen, mahkemece HMK’nun 26 ıncı maddesine aykırı biçimde talep aşılarak 46.872,00 TL alacağın hüküm altına alınması hatalı olmuştur.
3-Dava 17.01.2014 tarihinde açılmış olup ancak dava tarihine kadar muaccel olan alacakların tahsili istenebilir. Dava tarihinden sonra ödeme zamanı gelen başka bir deyişle muaccel olan aidatların bu davada hüküm altına alınması mümkün değildir. Mahkemece 2014 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ait aidat alacaklarının ödenme zamanı dava tarihinden sonra olduğu halde, dava tarihi itibari ile henüz ödeme zamanı gelmemiş bu aylara ait aidat alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesi hatalı olmuştur.
4-Aidat alacağına toplu iş sözleşmelerinde kararlaştırılan ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilebilmesi için, gerek 2821 sayılı Kanun’un 61 inci; gerek 6356 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi hükümlerine göre, Sendika’nın sendika üyesi işçilerin isim listesi ile kesilmesi gereken aidat miktarını ve aidatın yatırılacağı banka hesabı numarasını işverene bildirmesi şarttır. “Bildirim yükümlülüğü” olarak adlandırılan bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde aidat alacağına toplu iş sözleşmelerinde öngörülen ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilmesi mümkün değildir.
Somut olayda, davacı Sendika’nın 01.01.2009-31.10.2010 tarihleri arasındaki toplu iş sözleşmesi dönemi için bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair dosya içinde bilgi ve belge bulunmamaktadır. Davacı Sendika’nın bildirim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği araştırılmalı ve sonucuna göre bu dönem alacağına toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılan ödeme gününden itibaren faiz yürütülüp yürütülmeyeceği belirlenmelidir. Bildirim yükümlülüğü yerine getirilmiş ise, şimdiki gibi karar verilmeli; aksi halde bu dönem aidat alacağına davanın belirsiz alacak davası olması nedeni ile dava tarihinden itibaren faize karar verilmelidir.
5-Davacı Sendika vekili, gerek dava, gerekse değer arttırım dilekçesinde alacağın en yüksek işletme kredisi faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. 2821 sayılı Kanun’un 61 ve 6356 sayılı Kanun’un 18 inci maddeleri gereği gününde ödenmeyen sendika üyelik/dayanışma aidatına uygulanacak faiz, bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizdir. Bu itibarla hüküm altına alınan aidat alacaklarının bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde en yüksek mevduat faizine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
6-Hesap dönemini kapsayan 01.01.2009-31.12.2010 ve 01.01.2011-31.12.2013 yürürlük süreli Toplu İş Sözleşmelerine göre sendika üyelik ve dayanışma aidatlarının tahakkuk tarihinden itibaren 7 (yedi) gün içinde ödenmesi gerekir. Aidat alacağının işçi ücretinden kesilerek ödeneceği dikkate alındığında, tahakkuk tarihinin aksine bir hüküm olmadığından işçi ücretlerinin ödeneceği tarih olması doğaldır. Toplu iş sözleşmesi hükümleri gereği işçi ücretleri her ayın 15 inci günü ödenecektir. Hal böyle olunca, her ay aidat alacağı bakımından temerrüt tarihinin ayın 23 (yirmiüç) üncü günü olması gerekirken, 22 (yirmi iki) inci günü olarak kabulü de ayrı bir bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarını istek halinde taraflara iadesine, 27/09/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.