YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3275
KARAR NO : 2016/15286
KARAR TARİHİ : 29.09.2016
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, iş akdinin sendikal nedenle feshedildiğini öne sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine karar verilmesini ve sendikal fesih nedeniyle tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının işyerinde huzursuzluk çıkarması ve verimsiz çalışması nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı işverence geçerli nedenle feshe dayanılmasına rağmen yazılı fesih bildirimi bulunmaması nedeniyle feshin geçersiz olduğu, davacının da sendikal nedenle feshi ispatlayamadığı gerekçesiyle davacının davalı işyerinde işe iadesine ve en çok 4 aylık boşta geçen süre ücreti alacağı ile 4 aylık işe başlatmama tazminatına hükmedilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Öncelikle, mahkemece feshin geçersizliği yönünde yapılan tespit yerinde olup davalı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ne var ki; davacı feshin sendikal nedene dayalı olarak yapıldığını iddia etmiş olup mahkemece bu konuda yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
Sendikal tazminat 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25’inci maddesinde düzenlenmiş, işçilerin işe alınmalarının, belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir sendikadaki üyeliği korumaları veya üyelikten istifa etmeleri şartına bağlı tutulamayacağı ilk fıkrada hükme bağlanmıştır. Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasında ise, işverenin, sendika üyesi olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamayacağı kuralı getirilmiştir.
İşverenin, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25’inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca iş sözleşmesini sendikal nedenlerle feshetmesi halinde işçi, 4857 sayılı Kanunun 18, 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İşçinin 4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez.
Dairemizce, sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, iş yerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, iş yerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, iş yerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler belirlenmiştir.
Somut olayda, mahkemece davacının üyesi bulunduğu sendikanın farklı dosyalara üye sayısı gibi konularda rakamsal olarak farklı yönde beyanda bulunduğu belirtilmiş ise de, sözü edilen İzmir 10. İş Mahkemesinin 2014/64 E sayılı dosyası ile eldeki dosyada fesih tarihlerinin farklı olması ve sendikanın farklı tarihlerde cevap vermesi hususu gözetildiğinde üye sayılarının farklılık göstermesi doğaldır. Ayrıca, mahkemece re’sen araştırılması ve getirtilmesi gereken bazı belgelerin (üyelikten istifa dilekçeleri ve istifa eden işçilerin halen çalışıp çalışmadığı hususları gibi) davacı tarafça sunulmadığı gerekçesiyle davacının iddiasını ispatlayamadığı yönündeki tespit hatalıdır.
Sendikanın yazı cevabına göre, davalı işyerindeki üye sayısı 33 iken büyük bir kısmının işten çıkarıldığı ve 01.07.2015 tarihi itibariyle 6 üyenin kaldığı, sendikanın işyerinde çoğunluğa ulaşamadığı için TİS imzalanmadığı, üyelerin büyük çoğunluğunun işten çıkarıldığı, bir kısmının da istifaya zorlandığı anlaşılmaktadır.
Davacı tanıkları, davalı işyerindeki sendikal baskı ve ayırımcılığı doğrulamaktadırlar. Davalı tanıkları ise, genel itibariyle savunmayı doğrulamakla birlikte davalı tanıklarından … ise “… kalabalık ortamda sendikayla ilgili sohbetler oluyordu, tuvaletlerde de sendikayla ilgili yazılar yazılıyordu…” şeklinde beyanda bulunarak işyerindeki sendikal faaaliyeti doğrulamıştır.
Mahkemece, fesihten 6 ay öncesine ait ayrıntılı dönem bordroları getirtilmekle birlikte fesihten sonrasının araştırılmadığı görülmektedir. Fesih ayında davalı işyerinden 23 çıkış varken 29 da giriş yapıldığı; önceki aylarda da, birkaç farkla sürekli giriş-çıkışlar yapıldığı görülmektedir. Fesih ayında işten çıkarılan 23 işçinin kaçının sendikalı kaçının sendikasız olduğu açıkça şüpheye yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Yine, işyerine fesihten önce ve varsa sonra yeni alınan işçilerin sendikalılık durumları araştırılmalıdır.
2013 ve 2014 yıllarında üyelikten istifa edenlerin istifa dilekçeleri sendikadan getirtilmeli; istifa edenlerin halen davalı işyerinde çalışıp çalışmadıkları, davalı işyeri ve SGK’dan sorularak araştırılmalıdır.
Davacının açıkça temyize de getirdiği, sendika üyeliğinden istifa eden işçilerin maaşlarına zam yapılıp yapılmadığı hususu da davalı işverenden ilgili belgeler getirtilerek araştırılmalıdır.
Sonuç olarak, mahkemece işyerinde fesih tarihi itibari ile çalışan, sendikaya üye olan, üyelikten çekilen, üyelikten çekilenlerden çalıştırılan, iş sözleşmesi feshedilenlerden sendikalı olan ve sendikalı olmayanların bulunup bulunmadığı ve sendikalı olup da işyerinde çalışması devam eden işçiler olup olmadığı net bir şekilde tespit edilmeden, SGK’dan sözü edilen dönem bordroları getirtilmeden dosyadaki diğer bilgi ve belgeler doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Mahkemenin kararında da geçen İzmir 10. İş Mahkemesinin 2014/64 E-2014/693 K sayılı dosyasında iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğine dair kararın temyizi üzerine Dairemizin 2015/10295 E-2015/21964 K sayılı ilamı ile onanmış olduğu görülmekle, incelemede bu dosya da değerlendirilerek belirtilen yönlerden gerekli araştırmaya gidilmeli ve toplanacak deliller dosya içeriği ile yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığı hususu kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığı konusunda eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ; Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 29.09.2016 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.