Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/22021 E. 2016/15676 K. 28.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/22021
KARAR NO : 2016/15676
KARAR TARİHİ : 28.06.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalılardan …’nun yetkilisi olduğu diğer davalı şirketin davalı … adına kayıtlı taşınmaz üzerinde 104 dairelik inşaat yapım işinin yüklenicisi olduğunu, 03/05/2012 tarihli sözleşme ile bu inşaattan H Blok M-18 nolu daireyi inşaatın duvar yapım işini üstlenen alt işveren…. alacağın temliki hükümleri gereğince adi yazılı sözleşmeyle satın aldığını, daha sonra bu daireyi 15/08/2013 tarihli sözleşmeyle dava dışı …sattığını, tapunun devrini sağlamak amacıyla 26/07/2013 tarihli sözleşmeyle davalı …’ya 25.000,00 TL ödediğini, ancak davalı tarafından tapu devrinin yapılmadığını ve tekrar ödeme yapmaya zorladığını, dava dışı … olan edimini yerine getirmek zorunluluğu nedeniyle 02/08/2013 tarihinde banka aracılığıyla davalıya 22.000,00 TL fazladan ödeme yaptığını ileri sürülerek 22.000 TL alacağın 02.08.2013 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava tarihinde yürürlükte bulunan 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan yasanın 3/d maddesinde, “hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 Sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin bulunması gerekir. 4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Somut olay değerlendirildiğinde, dava dışı ……’ın iş karşılığı davalı yükleniciden almış olduğu daireyi davacıya sattığı, davacının da aynı daireyi dava dışı üçüncü kişiye sattığı, ancak davalının tapu devri için davalıdan fazladan para istediği iddiası ile bu paranın tahsilini istediği, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkinin, 4077 sayılı Kanun kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi değil, Genel Mahkemeler görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. O halde Mahkemece, yargılamaya genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılarak bir karar verilmesi gerekirken Tüketici Mahkemesi sıfatıyla davanın esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Birinci bent gereğince temyiz olunan kararın BOZULMASINA, ikinci bent gereğince davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 27,70 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, 28/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.