Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/10792 E. 2016/6590 K. 29.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10792
KARAR NO : 2016/6590
KARAR TARİHİ : 29.09.2016

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.06.2016 gün ve 4507-2016 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29/06/2016 gün ve KYB. 2016/262191 sayılı ihbarnamesi ile;
Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1-3, 43 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, … Asliye Ceza Mahkemesinin 27/01/2015 tarihli ve 2014/276 Esas, 2015/18 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
Suç tarihinin 01/02/2005 olduğu somut olayda, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesi 3. fıkrasında yer alan “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesine nazaran lehe kanunun tespit edilerek uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
Dosya içeriğine göre, sanığın, sahte imza sirküsü ile noterde araç satış sözleşmesi yapmak şeklindeki, zincirleme resmi belgede sahtecilik suçu olarak belirlenen eylemine, doğrudan 5237 sayılı TCK hükümleri uygulanmış ise de; suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nun 342/2. maddesinde öngörülen ceza 4 yıldan 10 yıla kadar ağır hapis olup, 5237 sayılı TCK’nun 204/3. maddesinde ise maddenin birinci fıkrasında öngörülen 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasının yarı oranında artırılacağı şeklinde sanık lehine düzenleme yapıldığı ve mahkemece 5237 sayılı TCK uygulanırken cezanın alt sınırdan tercih edildiği, 765 sayılı TCK’nun ise alt sınırın 4 yıl olması nazara alındığında sanığın aleyhine olduğunun açıkça anlaşılması ve mahkeme uygulamasında bir isabetsizlik bulunmaması karşısında, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden CMK’nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 29.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.