Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2016/4149 E. 2016/14265 K. 19.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4149
KARAR NO : 2016/14265
KARAR TARİHİ : 19.09.2016

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2- Davacı, 2007 yılının Haziran ayında davalı işyerinde çalışmaya başladığını, 2012 yılı Nisan ayında şirket yöneticisi tarafından diğer işçilerin yanında kendisine hakaret edip “s……..t, seni bir daha burada görmeyeceğim yoksa mahvederim seni beyinsiz, gerizekalı” diyerek iş akdini haksız ve bildirimsiz olarak feshettiğini iddia ederek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, manevi tazminat, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, iş akdini davacının kendisinin sona erdirdiğini, bununla ilgili ayrılmak istediğine dair dilekçesi ve hiç bir hak ve alacağının bulunmadığına dair ibranamesinin mevcut olduğunu, bordrolarda davacının imzasının bulunduğunu, fazla çalışma dahil yıllık izin ve tüm ücretlerinin ödendiğini ve hiç bir alacağının bulunmadığını, davacı tarafça isnat edilen küfür ve benzeri sözlerin söylenmediğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davacının istifa dilekçesinin matbu olduğu gerekçesi ile iş sözleşmesinin işveren tarafça haksız feshedildiği belirtilerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 2014/13774 Esas ve 2014/21063 Karar sayılı ilamıyla “… Davacı isticvap edilerek istifa dilekçesiyle ilgili beyanı sorularak bu beyan ile dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek iş akdinin davacı mı, davalı mı tarafından feshedildiği ve feshin haklı nedenle yapılıp yapılmadığı belirlenerek çıkacak sonuca göre bir karar verilmelidir.” şeklindeki gerekçeyle karar bozulmuştur.
Anayasanın 141’nci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar gerekçesinde “Davacının kıdem-ihbar tazminatı ve yıllık izin alacağının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.” denilmesine karşın bu alacakların hüküm altına alınması gerekçe ve hüküm fıkrası arasında açıkça çelişki oluşturduğundan bozma nedeni olup bu bozma nedenine göre de sair temyiz itirazları incelenmeksizin karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.