YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/26764
KARAR NO : 2016/16076
KARAR TARİHİ : 21.09.2016
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
A) Sanık … hakkında katılan …’a karşı kasten yaralama ve hakaret suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükmolunan adli para cezalarının tür ve miktarı, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğundan, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
B) Sanık … hakkında katılan …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Sanığın eylemi neticesinde katılanda birden fazla bıçak darbesi nedeniyle yaralanma meydana gelmiş olmasına rağmen, hükme esas alınan… Devlet Hastanesinde görevli genel cerrahi uzmanı olan tek hekim tarafından düzenlenen raporda, katılandaki yaralanmalarının kaç adedinin hayati tehlikeye neden olduğunun belirtilmediği anlaşılmakla, katılanın geçici ve kesin raporları ile varsa hastane müşahade kağıtları, film ve grafilerinin Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulu’na gönderilerek, katılandaki her bir yaranın niteliği, batına nafiz olup olmadığı, her bir kesinin iç organlarda yaralanma oluşturup oluşturmadığı, yaraların ayrı ayrı hayati tehlikeye neden olup olmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınarak, sonucuna göre suç vasfının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz rapora dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2) Sanığın, katılanı karın bölgesinden 4 bıçak darbesi ile yaraladığı, katılanın acil olarak hastaneye kaldırılarak operasyona alındığı, dalak yaralanması nedeniyle dalağının tam olarak alındığı, sol akciğerde pnömotoraks olması nedeniyle göğüs tüpü takıldığı, ince bağırsaklardaki on üç adet kesinin primer onarımının yapıldığı, katılanın dalağının alınması nedeniyle organlarından birinin işlevinin yitirilmesine ve hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde yaralandığı olayda, birden fazla nitelikli halin ihlali ile atılı suçu işleyen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken, aynı Kanunun 61. maddesi gereğince, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı da dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK’nin 87/2-b maddesinin uygulandığı fıkrada artırım oranın yanlış gösterilmesi,
4) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre; katılanın, sanığa alenen hakaret ettikten sonra fiili olarak saldırdığı ve bunun üzerine sanığın karşılık verdiği, aralarındaki boğuşma bir süre devam ettikten sonra, sanığın bıçakla katılanı yaraladığı olayda; katılanın haksız eylemlerinin ulaştığı boyut da dikkate alınarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi gereğince daha fazla oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
5) Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 21.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.