YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/217
KARAR NO : 2016/15333
KARAR TARİHİ : 16.06.2016
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ile davalı-…. avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların belirli dönemlerde alt işveren olarak çalıştırdıkları dava dışı işçinin, kendisi aleyhine işçilik haklarına dair açtığı alacak davası sonucunda, kesinleşmiş mahkeme ilamına istinaden icra dosyasına 6.449,00 TL ödeme yapıldığını, aralarındaki hizmet sözleşmesi ile eki Genel Şartname hükümlerine göre, çalışacak işçilerin İş Kanunu ve diğer kanunlara göre bütün sosyal hakları ile bütün sorumluluklarının yüklenici firmaya ait olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile toplam 6.449,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacının, aynı taleple diğer davalılar… aleyhine açtığı dava eldeki bu dava dosyası ile birleştirilmiştir.
Davalı … işçinin kendi bünyesinde 16.09.2004-15.04.2005 ve 21.10.2005-14.11.2005 tarihleri arasında çelıştığını kendi hissesine düşen 1.358,91 TL’yi kabul ettiğini, belirterek davanın reddini dilemiştir.
Diğer davalılar cevap vermemiş duruşmalarda da katılmamışlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; hüküm davacı … davalı …. tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, bozma ilamına uyularak 2.145,26 TL nin davalı ….den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte , 4.303,74 TL nin davalı… den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer davalı .. Hakkında açılan davanın reddine karar verilmesine rağmen, gerekçede, 2.145,26 TL’nin davalı ..’den davalılar temerrüte düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren işleceyek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, diğer davalı Esa .. Şti hakkında açılan davanın ise reddine, karar verilmiş olmakla kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2009/19-109 Esas ve … Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli karar uyum içinde olmalıdır. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarını bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 6100 sayılı HMK 294 ve 297 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 6100 sayılı HMK 297/son maddesi gereğince; hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin yer alacağı belirtildikten sonra, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olduğu belirtilmiş yine anılan kanunun 298/2.maddesi gereğince de; gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Temyize konu davada, mahkemece yukarıda açıklandığı üzere, yasal düzenleme gözetilmeyerek gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki oluşturulması HMK 297.maddesine aykırı olup, bozma gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 112,00 TL harcın davalı…. iadesine, 16/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.