Yargıtay Kararı 22. Ceza Dairesi 2016/5913 E. 2016/11215 K. 27.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5913
KARAR NO : 2016/11215
KARAR TARİHİ : 27.06.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, kararların niteliği, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Tutuklu sanıkların 23/02/2016 tarihinde SEGBİS sistemi ile yüzlerine karşı verilen hükmü 5271 sayılı CMK’nin 263. maddesi uyarınca “zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek” temyiz edebilecekleri bildiriminde bulunulmadığından; sanık …’ın temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek tebliğname görüşüne iştirak edilmeksizin yapılan incelemede;
Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri “doğrudan doğruyalık- vasıtasızlıktır.” Bu nedenle CMK’nın 193/1. maddesinde “sanık olmaksızın yargılama olmaz” genel kuralına yer verildikten sonra istisnaları CMK’nın 193/2, 194/2, 195, 196, 200/1 ve 204. maddelerinde gösterilmiştir. Sanığın kabulüne bağlı olarak, alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezası gerektiren suçlar hariç olmak üzere istinabe yoluyla sorgu yapılabileceği, CMK’nın 196/2. maddesinde düzenlenmiştir. Görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak sorgu yapma imkanı ise CMK 196/4. madde hükmüne göre talimat yasağının olmadığı hallerde mümkün kılınmıştır.
Sanıkların üzerlerine atılı eylemin düzenlendiği 5237 sayılı TCK’nin 142/2-h maddesinin gerektirdiği cezanın alt sınırının beş yıl olduğu anlaşılan olayda hukuki sorun, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçtan dolayı, sanıkların sesli ve görüntülü iletişim tekniği kullanılarak (SEGBİS) savunma alınması durumunda, savunma hakkının kısıtlanarak adil yargılama ilkesinin ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
CMK’nın genel ilkeleri ve CMK’nın 196. maddesindeki düzenleme, Dairemizce benimsenen Y.C.G.K.’nın 10.06.2008 tarih ve 9-148-169 sayılı kararı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İçtihadları göz önünde bulundurulduğunda; duruşmada hazır bulunma hakkı adil yargılama kapsamında değerlendirilmekte olup, bu hakkın sınırlanması
ancak ciddi şekilde gerekli olması halinde istisna olarak uygulanmalıdır. Bu nedenlerle kovuşturma aşamasında;
1-) Genel kural sanığın duruşmada hazır bulundurulmasıdır. Bu hak ciddi nedenlere dayalı olarak mahkeme kararı ile sınırlandırılabilir.
2-) CMK’nın 196/2-4. maddeleri gereğince alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezası gerektiren suçlarda sanığın savunması talimatla alınamayacağı gibi sesli ve görüntülü yöntemle de savunma alınamayacaktır.
Tüm bu açıklamalar karşısında; 5237 sayılı TCK’nin 142/2-h maddesinde düzenlenen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının beş yıl olduğu anlaşılan olayda; sanıkların duruşmada hazır bulundurulmayıp, bulundukları Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan sesli ve görüntülü bilişim sistemi vasıtası ile, kendilerine CMK’nın 150/3. maddesi gereğince atanan müdafiileri ile CMK’nın 149/3. maddesi gereğince bir araya gelip görüşme imkanı sağlanmaksızın CMK’nın 196/4. maddesine aykırı olarak savunmalarının alınıp, yargılaması yapılarak mahkumiyetlerine karar verilmesi suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafii ile sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 27/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.