YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20861
KARAR NO : 2016/15182
KARAR TARİHİ : 14.06.2016
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı .. vekili avukat … ile davacı Asil …’nin gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı asıl davada, davalının …da inşaa ettiği … evlerinden 1 adet daireyi 1.10.2011 tarihli sözleşme ile satın aldığını, satış bedelini ödediğini, tanıtım kataloglarında, reklamlarında, ilanlarında, dairenin toplam kullanım alanının 195,97 metrekare olduğu taahhüt edildiği halde, daha küçük olduğunun anlaşıldığını, sözleşmede öngörülen sürede de teslim edilmediğini, kalorifer petek ve vanalarının takılmadığını vs. eksiklerin bulunduğunu, ayrıca yeni yıla girilmesi nedeniyle tapu harçlarında 1.750,00TL lik artış olduğunu ileri sürerek fazalaya ilişkin haklarını saklı tutarak kira kaybı ve tapu masraflarına ilişkin olarak 5.000,00TL tazminatın yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, 29.4.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile eksik metrekareye ilişkin 2.000,00TL nin davalıdan tahsilini istemiştir. Birleşen dosyada ise, dairenin 21,87 m2 eksik olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini ileri sürerek eksik metrekareye ilişkin olarak 19.761,74TL’nin tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, duşakabin, banyo kapıları, kalorife vanaları, elektrik sigortası gibi eksikliklere ilişkin konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, dairenin net alanının olması gerekenden daha az yapılması nedeniyle 25.516,89 TL nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kira geliri kaybından dolayı 3.825,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tapu harcı bedeline ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK’nın 294.maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK.nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda mahkemece, kira kaybı alacağına ilişkin hüküm kurulurken kısa kararda “Dairenin geç teslimi nedeniyle talep edilen kira geliri kaybından dolayı 3.825,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan davacıya verilmesine,” denilmiş, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise kısa karardan farklı olarak “Dairenin geç teslimi nedeniyle talep edilen kira geliri kaybından dolayı 3.825,00 Tl nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan davacıya verilmesine,” denilmiş olmakla kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşmuş olup, bu ise az yukarıda açıklandığı üzere usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Öte yandan davaların birleştirilmesi durumunda, asıl ve birleşen davanın birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, birleştirilen dava dosyasının tarafları, iddia, savunma özeti, delilleri kararda belirtildikten sonra, yapılacak değerlendirme ile asıl ve birleşen her bir dava için kararda ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Somut olayda … 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/1409 Esas 2013/982 Karar sayılı dosyasının bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmiş ise de, mahkemece asıl ve birleştirilen dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmamış, alacak iddiaları tek bir dava varmış gibi hükme bağlanmış olup, mahkemece eksik metrekareye ilişkin hükmedilen miktarda da taleple bağlı kalınmayarak talep miktarı da aşılmıştır. Bu hali ile verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davacı, davalıdan satın aldığı taşınmazın kararlaştırılandan eksik olduğunu, dairenin kendisine geç teslim edilmesi nedeniyle kira kaybına uğradığı ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı ise dairenin davacıya ait olmadığını savunmuştur. Her ne kadar mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; davacı tarafından davaya konu taşınmaza ilişkin olarak davalı şirket ile dava dışı tapu malikine karşı tapu iptali ve tescil talepli açılan davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nun 165/1. maddesinde “Bir davada hüküm verilebilmesi başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir” hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda; … 2. Tüketici Mahkemesi’nin 2014/126 E sayılı davanın sonucunun eldeki davanın sonucunu etkileyeceği açık olduğundan bu dava dosyasının eldeki dava bakımından bekletici sorun olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Hâl böyle olunca mahkemece; davacı tarafından davalı şirket ile dava dışı tapu malikine karşı açılan tapu iptali ve tescil davasının eldeki dava açısından bekletici mesele yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerekirir.
4-Bozma nedenlerine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1, 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcın istek halinde iadesine, 14/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.