YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7537
KARAR NO : 2016/10904
KARAR TARİHİ : 19.09.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili ile davalının Çaycuma 2. Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesinin 14.11.2013 tarih 2013/499-524 E.K. sayılı ilamı ile boşandıklarını, boşanma kararı ile velayeti müvekkiline verilen tarafların müşterek çocuğu lehine aylık 500 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, aradan geçen sürede çocuğun ihtiyaçlarının artması, ekonomik ve sosyal şartlar karşısında nafakanın yetersiz kaldığını ileri sürerek, çocuk lehine hükmedilen nafakanın 1.000,00 TL’ye arttırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK.’nın 182/2 maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir.
Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
Somut olayda dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların 14.11.2013 tarihli karar ile anlaşmalı boşandığı; 2006 doğumlu müşterek çocuğun velayetinin anneye verildiği, karar ile müşterek çocuk lehine 500 TL iştirak nafakasının davalıdan tahsiline karar verildiği,kararın temyiz edilmeksizin 17.02.2014 tarihinde kesinleştiği, davacı kadının öğretmen olduğu, aylık 2.500 TL geliri olduğu, 550 TL karşılığında kirada oturduğu, müşterek çocuğun ilkokul 4. sınıfta okuduğu, davalı babanın ise aile hekimi olduğu, yaklaşık 5.000-6.000 TL geliri olduğu, 300-350 TL karşılığında kirada oturduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim, nafakanın bağlandığı tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre nazara alındığında; artırılan iştirak nafakası miktarı fazla olup, TMK.4. Maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.