YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2316
KARAR NO : 2016/6629
KARAR TARİHİ : 30.09.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
I) Sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçu bakımından kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II) Sanık hakkında “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçu bakımından kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesine gelince;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
1) Suç şüphesi sebebiyle sanığın üzerinde yapılan aramada … adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesinin bulunması şeklinde gelişen olayda, suça konu belgenin fiilin maddi eser ve delili niteliğinde olmadığı gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 267/2. maddesi uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
2) Hırsızlık suçundan yakalanan sanığın, hakkında yürütülen adli soruşturma sırasında kendisini … olarak tanıtıp bu isme göre düzenlenmiş sahte sürücü belgesi ibraz ettiği ve soruşturma evraklarının bir kısmının bu isme göre düzenlendiği, 29.09.2006 tarih 2006/527 sayılı ekspertiz raporu içeriğine göre parmak izlerinin … Büro Amirliğinde yapılan incelenmesi sonrasında sanığın gerçek kimliğinin anlaşıldığı, sanığın bu tespitten sonra alınan ifadesinde kimliğine ilişkin ikrarda bulunduğu, kendiliğinden iftiradan dönmenin söz konusu olmadığı; iftira suçundan dolayı kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nun 269. maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığı gözetilmeden kanun numarasının da “765” olarak yanlış yazılması ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına 30.09.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.