Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/10791 E. 2016/6790 K. 06.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10791
KARAR NO : 2016/6790
KARAR TARİHİ : 06.10.2016

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.06.2016 gün ve 2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29.06.2016 gün ve 2016/262187 sayılı ihbarnamesi ile;
Resmî belgenin düzenlemesinde yalan beyanda bulunma suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206/1. maddesi uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının aynı Kanun’un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair, …11. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/04/2015 tarihli ve 2014/278 esas, 2015/240 değişik iş sayılı kararını kapsayan kapsayan dosyanın incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre, yol kontrolü sırasında durumundan şüphelenilerek durdurulan şüphelinin, görevli polis memurlarına kardeşinin kimlik bilgilerini vermesi akabinde kardeşinin yakalama kaydı bulunduğunun anlaşılması üzerine kendi kimlik bilgilerini beyan etmesinden ibaret somut olayda; Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 05/11/2015 tarihli ve 2013/26029 esas, 2015/30575 sayılı ilâmında “Resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yalan beyanda bulunmak suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir…” şeklindeki açıklamalara nazaran, sanığın yalan beyanı üzerine görevlilerce herhangi bir resmi belgenin düzenlenmediği, tüm soruşturma evrakının sanığın gerçek kimlik bilgilerine istinaden düzenlenmiş olması karşısında, sanığa atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkûmiyetine dair karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
Resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır.
İncelenen dosya içeriğine göre; emniyet görevlileri tarafından şüphe üzerine durdurulup kimlik bilgileri sorulan sanığın, üzerinde kimliği olmadığını beyan edip kendisini …olarak tanıttığı ancak yapılan sorgulamada bildirdiği kişinin aranmasının olduğunun anlaşılması üzerine gerçek kimliğini açıkladığı ve sanığın yalan beyanı üzerine görevlilerce herhangi bir resmi belge düzenlenmemesi nedeniyle sanığa yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, …11. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2015 tarih ve 2014/278 Esas, 2015/240 sayılı kararının CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca karar verilmesi mümkün görüldüğünden yüklenen suçun unsurları itibariyle oluşmadığından sanığın beraatine, cezanın çektirilmemesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.10.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.

S.Ö