YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9082
KARAR NO : 2016/17333
KARAR TARİHİ : 27.09.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca zararlarının karşılanması için davalı idareye başvurduğunu, başvuru neticesinde 84.819,50-TL ödenmesine karar verildiğini, bu kapsamda davalı ile sulhname imzaladıklarını, bu sulhnamenin 25.06.2013 tarihinde valilikçe onaylandığını, kanun gereğince bu zararın 3 ay içinde ödenmesi gerektiği halde ödeme yapılmaması nedeniyle 09.10.2013 tarihinde icra takibi başlattığını ancak davalı idarenin anaparayı banka hesabına yatırıp aynı tarihte icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile anapara ödenmiş olduğundan temerrüde düşmemek kaydıyla takibin kaldığı yerden devamına, asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı kurumun 24/10/2013 tarihli … icra dairesinin 2013/1226 esas sayılı takibine yönelik yapmış olduğu itirazın iptali ile 31/10/2013 tarihinde durma kararı verilmiş ilgili icra takibinin devamı ile, davalı kurumun haksız yere itiraz ettiği de dosya kapsamından anlaşıldığından, asıl alacak miktarının %20’si olan 16.963,90 TL icra inkar tazminatı olarak belirlenecek miktarın davalı kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiş hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, 5233 sayılı kanundan doğan zararının süresi içinde davalı idare tarafından ödenmemesi nedeniyle alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine vaki davalının itirazının iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece ödemenin icra takibi başladıktan sonra ve sadece anaparayı içeren bir ödeme olduğu ve fakat sair diğer unsurların ödeme konusu yapılmadığı dikkate alınarak, yine taraflar arasında 25/06/2013 tarihli sulhname de olduğu değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. 5233 sayılı kanunun 13.maddesinde sulhnamede belirlenen zararlar, sulhnamenin imzalanmasından sonra valinin onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten üç ay içerisinde karşılanacağı düzenlenmiştir. 5233 sayılı kanunun 13.maddesinde belirtilen bu süre düzenleyici bir süre olup alacağı muaccel hale getirir. Ancak davalının temerrüde düşmesi için BK 101.maddesi gereğince ayrıca temerrüt ihtarı gerekir. Davacı, B.K.nun 101.maddesine göre davalıyı temerrüde düşürmemiştir. Davacı, usulünce davalıyı temerrüde düşürmediğinden işlemiş faiz yönünden talepte bulunması yerinde değildir. O halde işlemiş faiz yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine 2. bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 27/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.