Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/7945 E. 2016/8591 K. 31.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7945
KARAR NO : 2016/8591
KARAR TARİHİ : 31.05.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili davacının, davalı eski eşine 300 TL yoksulluk nafakası ödediğini; ancak, davalı eşin çalışmaya başladığını ve gelirinin iyi olduğunu ileri sürerek; yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava temiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; 2008 yılından itibaren geçen uzun sürede nafakanın artırımı yapılmadığından esasen nafakanın yetersiz kaldığını, mevcut nafaka ile hayatını sürdürmesinin mümkün olmadığını, ortalama bir evde olması gereken eşyalarının da bulunmadığını, bu koşullarda çalışmak zorunda olduğunu, asgari ücret düzeyindeki gelirinin kendisini yoksulluktan kurtarmaya yeterli olmadığını, mal varlığının da bulunmadığını beyan ederek; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davalının mevcut gelirinin resmi olarak belirlenen asgari ücret düzeyinin üzerinde olduğu, rahat bir yaşam sürmesi için yeterli olmasa da temel gereksinim niteliğindeki barınma, beslenme, giyinme, kültürel ve sosyal faaliyetlere katılma gibi ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli olduğu, davacının geliri ile de kıyaslandığında en azından davacının gelirine yakın miktarda gelire sahip olduğu, davalının dava tarihi itibariyle yoksulluktan kurtulduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ve yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK.nun 176.maddesine göre; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir.
Yargıtay HGK.nun, 07.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir. HGK.nun yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması,” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir. (HGK. 07.10.1998 gün 1998/2-656 E.,1998/688 K., 26.12.2001 gün 2001/2-1158-1185 sayılı ve 01.05.2002 gün 2002/2-397-339 sayılı kararları).
Somut olayda; davalı kadın, boşanma davası sırasında bir işte çalışmamaktadır. Kendisine aylık 300 TL yoksulluk nafakası bağlanmış, boşanmadan sonra belediyede sözleşmeli personel olarak, 1739 TL maaş ile çalışmaya başlamıştır. Davacı koca ise, 1280 TL maaş ile bir fabrikada işçi olarak çalışmaktadır.
Her ne kadar, mahkemenin de gerekçesinde belirttiği üzere, davalı kadın, davacıdan daha fazla maaş almakta ise de; davalı kadın sözleşmeli personel olup, sözleşmesinin feshedilmesi durumunda işsiz kalacağı için, şu an ki işi de garantili bir iş değildir.
Zira, yoksulluk durumu; günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası, ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır.
O halde, mahkemece; bu ilkeler gözetilerek, “çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince” nafakanın indirilmesine karar verilebileceği dikkate alınıp, ödenmekte olan yoksulluk nafakasının tarafların hal ve şartlarına göre uygun oranda indirilmesine karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme sonucu, davanın tamamen kabulü ile yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.