Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/499 E. 2016/11693 K. 18.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/499
KARAR NO : 2016/11693
KARAR TARİHİ : 18.10.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 18.10.2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalı vekili Av. … geldi. Karşı taraf davacı asil ve vekili Av. … Karateke Öztürk geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davacının, davalı şirketle imzalamış olduğu 25.9.2007 tarihli avukatlık sözleşmesinin 2. maddesine göre; davalının taraf olduğu Ermenek Barajı, Fırtına Hes İnşaatı ve Ankara Hipodrom işlerine ilişkin dava dosyalarında davalıya etkin hukuki yardımda bulunmayı ve ayrıca sürekli hukuki danışmanlık hizmeti vermeyi üstlendiğini, genel hukuki danışmanlık hizmetlerine karşılık olarak aylık net 2.000,00 TL, bundan başka sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen dava dosyalarından dolayı da, kazanılan değer üzerinden sözleşmede kademeli olarak gösterilen oranlarda ayrıca ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığını; taraflar arasında aylık ücretin yıllık artışı hususunda bir mutabakata varılamadığını; davalı şirketin bir süre sonra aylık danışmanlık ücretlerini ödemediğini, buna rağmen davacının vekalet görevine devam ettiğini; ancak, davalı tarafından haksız bir şekilde başarısızlıkla suçlandığını, hak ettiği ücretler de ödenmediğinden 23.11.2009 tarihli ihtarla sözleşmeyi feshederek, vekaletten istifa ettiğini; haklı istifa nedeniyle aylık ve kademeli olarak ödenmesi gereken vekalet ücretinin ve ayrıca karşı taraf vekalet ücretlerinin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000 TL ücret alacağının 23.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

./..

-2-

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kadrolu çalışan avukatları olmasına rağmen, sözleşmede belirtilen tahkim davalarının takibi ve sonuçlandırılması ile hukuki danışmanlık hizmeti için 25.9.2007 tarihinde davacı avukat ile sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 4. maddesinde, sözleşmenin 1 yıl süreli olduğunun, süre bitiminden bir ay önce fesih bildiriminde bulunulmaz ise sürenin 1 yıl uzatılacağının, bu uzatma süresinde danışmanlık ücretinin yeniden belirleneceğinin, bir yıllık uzatma süresi sonunda aylık ücret konusunda anlaşma olmaz ise, sözleşmenin kendiliğinden münfesih olacağının kararlaştırıldığını; 1 yıllık sözleşme süresinin 25.9.2008 tarihinde sona erdiğini, taraflarca feshedilmeyen sözleşmenin bir yıl uzadığını, yapılan görüşmeler sonunda ücret konusunda bir uzlaşma sağlanamadığını, bu arada davacının, şirketin bilgisi ve onayı dışında sözleşmede yer almayan dava dosyalarına vekalet sunması nedeniyle davacıya 13.3.2009 tarihli yazı gönderilerek, bu dosyalardan vekaletnamesini çekmesinin istenildiğini; Ermenek Barajı ile ilgili tahkim davasının sonuçsuz kalması üzerine, davacının “adli yargıda dava açılacaksa mahkeme harcının gönderilmesi” ile ilgili talebi üzerine, göndermiş oldukları 26.10.2009 tarihli yazıda, adli yargıda dava açılmasının düşünülmediğinin bildirildiğini; iddianın aksine davacının başarısızlıkla itham edilmediğini, davacıya ücretlerinin ödenmediğinin de doğru olmadığını, istifanın haksız olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 150.000,00 TL nin temerrüt tarihi olan 29/11/2009 tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar değişken oranda yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile birlikte davacıya ödenmesine, davacının 23/11/2009 tarihinden itibaren faiz uygulanmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 10.12.2013 tarih ve 2013/8068 Esas- 2013/30931 Karar sayılı ilamı ile “… davacı avukatın, gerek “davalı şirket tarafından başarısızlıkla suçlandığı” gerekse “ücretlerinin ödenmediği” hususlarındaki istifa nedenleri haklı olmadığından, davacının haksız olarak vekaletten istifa ettiğinin kabulü gerekir. Haksız olarak istifa eden avukat, istifa tarihi itibariyle hak etmiş olduğu aylık ücret ve kesinleşmiş olan işler dışında, derdest olup henüz sonuçlanmayan işler nedeniyle ücret talep edemez. Mahkemece açıklanan hususlar göz ardı edilerek, istifanın haklı olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir, açıklanan bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir…” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı avukatın, davalı şirket tarafından başarısızlıkla suçlandığı gerekçesiyle istifasının haksız bulunduğu, davacının istifa nedeni olarak gösterdiği hakettiği vekalet ücretlerinin ödenmemesi ile ilgili istifasının haklı olduğu, temsil ettiği tüm davalar yönünden vekalet ücreti alacağını isteyebileceği, 16/07/2012 ve 09/11/2012 tarihli üçüncü bilirkişi kurulu raporundaki hesaplama kabul edilerek davalının KDV dahil 9.426.443,59 TL borcu olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile, 150.000,00 TL’nin temerrüt tarihi olan 29/11/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

./..

-3-

Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).
Bu ilke, kamu düzeni ile ilgili olup; Yargıtay’ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.(Aynı yönde …nun 26.2.1986 gün ve 1986/1-50 E.-174 K.; 11.5.1994 gün ve 1994/8-252 E.-314 K.; 1.12.1999 gün ve 1999/18-1041 E.-1006 K.; 11.5.2005 gün ve 2005/2-315 E.-333 K.; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E.-573 K. sayılı ilamları).
Mahkemenin Yargıtay’ca verilen bozma kararına uyması sonucunda kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar çerçevesinde karar vermesi gerekir. Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karşın bozma ilamı doğrultusunda bir inceleme yapılmamıştır.
O halde; mahkemece, bozma ilamına uyulması ile birlikte davalı yararına usuli müktesep hak oluştuğu dikkate alınarak bozma ilamına uygun bir şekilde hüküm kurulması gerekirken; müktesep hak ihlal edilerek bozma ilamı dışına çıkılarak yeniden delil toplanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Katip: N.T