YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7841
KARAR NO : 2016/11660
KARAR TARİHİ : 17.10.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki (asıl davada) yardım nafakası (birleşen davada) iştirak nafakası artırım davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl dava ve birleşen davanın ayrı ayrı kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dilekçesinde; davacı …’nın 1997 doğumlu olup reşit olduğunu, üniversiteye hazırlandığını ve annesinin yanında ikamet ettiğini; annesinin pazarlama elemanı olarak asgari ücret ile çalıştığını, davalı babasının ise memur olduğunu ve aylık 2.000 TL’nin üzerinde gelir elde ettiğini, yine davalının üzerine kayıtlı bir evi olup buradan aylık 300 TL de kira geliri olduğunu belirterek; davacı için aylık 1.000 TL yardım nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddini, aksi halde hükmedilecek nafakaya TÜFE artışının da uygulanmasını istemiştir.
Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; 2002 doğumlu Tuğçe’nin 8.sınıfta eğitim gördüğünü ve masrafları olduğunu belirterek, Tuğçe lehine boşanma neticesinde hükmedilen aylık 100 TL’lik iştirak nafakasının aylık 1.000 TL’ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı birleşen davada cevap dilekçesinde; davanın reddini, aksi halde hükmedilecek nafakaya TÜFE artışının da uygulanmasını istemiştir.
Mahkemece; asıl davanın kısmen kabulü ile, davacı lehine hükmedilen aylık 100 TL iştirak nafakasının 50 TL artırılarak toplam aylık 150 TL yardım nafakası olarak devamına, her yıl Ocak ayında yayınlanan ÜFE oranında artırılmasına; birleşen dosya yönünden ise davanın kısmen kabulü ile, davacı lehine hükmedilen aylık 100 TL iştirak nafakasının her yıl Ocak ayında yayınlanan ÜFE oranında arttırılmasına karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
./..
-2-
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; asıl davada yardım nafakası; birleşen davada ise iştirak nafakası artırım istemine ilişkindir.
HMK’nun 166.maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları koşulu ile birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür.
Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurmaktadır. Diğer bir anlatımla, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız, müstakil davalardır. Bu nedenle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK’nun 297/1. maddesinde hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsayacağı, 297/2. maddesinde de; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzelenmiştir.
Yine, HUMK.’nun 74. maddesi (6100 sayılı HMK’nun 26.maddesi) gereğince hakim, iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Somut olayda; Afyonkarahisar Aile Mahkemesi’nin 2015/690 Esas sayılı dava dosyasının iştirak nafakası artırım talepli olduğu,bu dosyanın aradaki hukuki irtibat nedeniyle aynı mahkemenin 2015/689 Esas sayılı yardım nafakası talepli iş bu dosyasında birleştirilmesine karar verildiği, ancak mahkemece yapılan yargılama neticesinde ise birleşen davada iştirak nafakasında artırım yapılması talep edilmesine rağmen mahkemece davacının bu talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği gibi yanılgılı değerlendirme ile davalının talebi gözetilmek suretiyle boşanma neticesinde hüküm altına alınan iştirak nafakasında ÜFE artışına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Bu şekli ile, mahkemece asıl ve birleşen davadaki tüm taleplerin karşılanması gerekirken, birleşen davada davacının iştirak nafakası artırım talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeyerek birleşen dava hakkındaki davacı talebinin karşılanmadığı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, mahkemece;yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar gözetilmek suretiyle birleşen davadaki davacının iştirak nafakası artırım talebi hakkında da karar verilmek suretiyle birleşen davadaki davacı talebinin de karşılanması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Katip: HH