YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8479
KARAR NO : 2016/11667
KARAR TARİHİ : 17.10.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
BİRLEŞEN DAVA : BALIKESİR 2.AİLE MAHKEMESİNİN 2014/606 E-2014/784 K.SAYILI DOSYASINDA
ASIL DAVADA DAVACI : … VEK.AV….
BİRLEŞEN DAVADA DAVACI: KÜÇÜK HAZAL’A VELAYETEN … VEK.AV.Ç.AYDIN
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
Taraflar arasındaki (asıl davada) yardım nafakası, (birleşen davada) iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne (asıl dava yönünden) yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davacı …’in annesi ile davalı babasının 2013 yılında boşandıklarını, davacının annesi ile yaşadığını ve ilkokul mezunu olup çalışmadığını, davalı babanın ise pazarcılık işi ile uğraştığını ve gelirinin iyi olduğunu, üzerine kayıtlı taşınmazları bulunduğunu belirterek; davacı lehine aylık 500 TL yardım nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davalının boşanma neticesinde eski eş ve çocuklarına taşınmazlar bıraktığını, davacının annesi ile seracılık yaparak gelir elde ettiğini savunarak; ,davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; velayeti davacı anneye verilen tarafların müşterek çocukları Hazal’ın 12 yaşında olup ilköğretim 8.sınıfta eğitim gördüğünü, boşanma neticesinde müşterek çocuk için nafakaya hükmedilmediğini ve masrafları bulunduğunu belirterek, müşterek çocuk Hazal lehine aylık 500 TL iştirak nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, birleşen davada cevap dilekçesinde; asıl davada sunduğu cevap dilekçesindeki gerekçelerle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; müşterek çocuk … için dava tarihinden itibaren aylık 275 TL yardım nafakasının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
./..
-2-
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; asıl davada yardım nafakası; birleşen davada ise iştirak nafakası istemine ilişkindir.
HMK’nın 166.maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları koşulu ile birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür.
Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurmaktadır. Diğer bir anlatımla, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız, müstakil davalardır. Bu nedenle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir.
Bundan ayrı,6100 sayılı HMK’nın 297/1. maddesinde hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsayacağı, 297/2. maddesinde de; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzelenmiştir.
Somut olayda; iştirak nafakası istemine ilişkin olarak açılan Balıkesir 2.Aile Mahkemesi’nin 2014/606 E.-2014/784 K. sayılı dosyasının her iki dosya arasında mevcut olan bağlantı nedeniyle mahkemenin 06.11.2014 tarihli kararı ile aynı mahkemenin 2014/605 E.-2015/503 K. sayılı yardım nafakası dosyasında birleştirilmesine karar verildiği; mahkemece yapılan yargılama neticesinde ise, sadece asıl dava olan yardım nafakası talebine ilişkin hüküm kurulduğu, birleşen dava olan iştirak nafakası davasına ilişkin olarak ise hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu şekli ile, mahkemece asıl ve birleşen davadaki tüm taleplerin karşılanması gerekirken, birleşen dava hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeyerek birleşen dava hakkındaki davacı talebinin karşılanmadığı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar da dikkate alınmak suretiyle birleşen dava olan iştirak nafakası davası hakkında da karar verilmek suretiyle birleşen davadaki davacı talebinin de karşılanması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Katip:HH