Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/10592 E. 2012/12041 K. 17.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10592
KARAR NO : 2012/12041
KARAR TARİHİ : 17.10.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.06.1998 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.02.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, geçit hakkı tesisi istemine ilişkindir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne, davacıya ait 1037 sayılı parsel lehine, bir kısım davalılara ait 4023 parsel sayılı taşınmaz aleyhine fen bilirkişinin 14.11.2008 tarihli ek raporunda kırmızı renkle gösterilen 5 no’lu seçenekten geçit hakkı tesisine karar verilmiştir. Hükmün 4023 sayılı parsel maliki … tarafından temyizi üzerine Dairemizin 2011/9424 esas 2011/ 910564 karar sayılı 19.09.2011 tarihli bozma ilamı ile “…yukarıda açıklandığı üzere geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Aleyhine geçit kurulan 4023 parsel sayılı taşınmazın … kaydı incelendiğinde … adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Ancak … davada taraf değildir. Karar başlığında da ilgili kişi olarak yazılmıştır. Yani aleyhine geçit hakkı tesis edilen 4023 parsel sayılı taşınmaz maliki davada usulüne uygun olarak yer almamıştır. Bu husus mahkemenin 04.11.2008 tarihli ara kararında belirtildiği halde gereği yerine getirilmemiştir. Bu durumda mahkemece, davacıya adı geçen kişi hakkında dava açması için makul bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilmek suretiyle taraf teşkili

sağlandıktan sonra yukarıdaki ilkeler gözetilerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekir. Taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek davanın karara bağlanması doğru değildir…” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan keşif 02.05.2008 tarihinde yapılmıştır. Dahili dava dilekçesi ise keşiften sonraki bir tarihte verilmiştir. Kısacası dahili davalılara savunma hakkı verilmeden yapılan keşfe dayalı olarak oluşturulan ek bilirkişi rapor ve krokisine göre hüküm kurulmuştur.
6100 sayılı HMK’nın 290. maddesi uyarınca keşif, taraflar usulen davet edildikten sonra hazır iseler huzurlarında, aksi takdirde yokluklarında yapılır. Bu kuralın ihlali halinde bir tarafın savunma hakkı kısıtlanmış, hukuki dinlenme hakkı elinden alınmış sayılır (6100 sayılı HMK m.27)
Somut olaya gelince; yukarıda söz edildiği üzere hükme esas alınan keşif, davalıların yokluğunda hukuki dinlenilme hakları ihlal edilerek yapıldığından, yöntemince yapılmayan bu keşfe dayanarak hüküm kurulamaz.
Mahkemece yapılması gereken iş, belirtilen yasa kuralları uyarınca işlem yapılarak mahallinde yeniden keşif yapmak, 2698 parsel sayılı taşınmazın maliklerine hukuki dinlenilme hakkı tanınarak bilirkişiden keşif tarihi itibarıyla geçit bedelini de belirlemek suretiyle yeniden rapor almak, davayı bunun sonucuna uygun şekilde karara bağlamak olmalıdır.
Kararın, açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir
Kabule göre de; üzerinden geçit hakkı kurulan 4023 parsel sayılı taşımazı ortadan ikiye bölecek şekilde geçit hakkı tesisi isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.