Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2014/35171 E. 2014/28116 K. 01.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/35171
KARAR NO : 2014/28116
KARAR TARİHİ : 01.10.2014

Kişinin hatırasına hakaret suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, … Sulh Ceza Mahkemesince … Sulh Ceza Mahkemesi) verilen 29/06/2010 tarih ve 2009/272 esas, 2010/629 karar sayılı hükmün, sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 13.03.2013 tarih ve 2013/6058 esas, 2013/6762 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, temyiz edilemez olduğu,
Anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık …’ın tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, ” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.07.2014 gün ve 2013/180921 sayılı yazısı ile;
“İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 130/1.maddesi gereğince 2.000 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53/1.maddesindeki güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin hükmün, temyiz yeteneğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/05/1983 gün ve 65/119 ile 02/05/1994 gün ve 97-126 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirlemek için hüküm tarihindeki yasal düzenlemelerin dikkate alınması gerekmektedir.
Hükmün tesis edildiği 29/06/2010 tarihinde yürürlükte bulunan temyize ilişkin yasal düzenlemelere bakıldığında;
5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı, Kanun’un 305. maddesinde “hükümlerin” temyiz yasa yoluna tabi bulunduğu belirtilmiştir. Nelerin hüküm olduğu ise, 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinde gösterilmiş, bu maddeye göre, mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi, davanın düşmesi kararları ile adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararların yasa yolu bakımından hüküm sayılacağı kabul edilmiştir.
Güvenlik tedbirleri ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 ila 60. maddeleri arasında; belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma (madde 53), eşya müsaderesi (madde.54), kazanç müsaderesi (madde. 55) çocuklara özgü güvenlik tedbirleri (madde.56), akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri (madde. 57), suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlar (madde.58), sınır dışı edilme (madde.59) ve tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri (madde.60) olarak düzenleme altına alınmışlardır.
Görüldüğü gibi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/1. maddesinde gösterilen belirli haklardan yoksun bırakılma, yasada güvenlik tedbiri olarak kabul edilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22/11/2005 gün ve 2005/140 esas, 2005/143 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere, gerek bir mahkumiyete ek olarak gerekse bağımsız olarak verilen güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine ilişkin karar, diğer yönleri itibariyle kesin olan hükme temyiz edilebilirlik vasfı kazandırdığı hususunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır.
Gene Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.07.2008 tarihli ve 174-191 sayılı kararında da belirtildiği üzere, bir suç nedeniyle verilen karar içerisindeki cezalardan her biri ayrı bir hükmü oluşturmayıp, bu cezaların tamamı tek bir hükmü meydana getirmektedir. Bu nedenle, hükmün içerisinde birden fazla cezanın bulunması halinde sonuç itibariyle temyize tabi olmayan bir cezanın, güvenlik tedbiri ile birlikte hükmedilmesi halinde temyizinin mümkün olduğunu kabul etmek gerekecektir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/11/2010 gün ve 2010/237-242 sayılı kararında da, kesin nitelikteki adli para cezasının yanında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58/6. maddesinin uygulanması halinde, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesiyle güvenlik tedbirine hükmedildiğinden, kararın temyiz yeteneğinin mevcut olacağı kabul edilmiştir.
Somut olayda, sanık … hakkında kişinin hatırasına hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 130/1. maddesi gereğince 2.000,00 Türk lirası adli para cezasına hükmolunmuş ve bu doğrudan tayin olunan adli para cezasının yanında ayrıca aynı Kanun’un 53/1. maddesindeki güvenlik tedbirlerinin sanık hakkında uygulanmasına da karar verilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde gösterilen belirli haklardan yoksun bırakılma kararının verilmesiyle güvenlik tedbirine hükmolunduğundan, kararın temyiz yeteneğinin mevcut olduğu açıktır.
Bu nedenle, Özel Dairece, sanığın süresinde yaptığı temyiz istemi üzerine dosyayı esastan incelemesi yerine kararın kesin nitelikte bulunduğundan bahisle temyiz isteminin reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç ve istem: Yukarıda açıklanan nedenle;
Dairenizin 13/03/2013 gün ve 2013/6058 esas, 2013/6762 karar sayılı temyiz isteminin reddine dair kararının kaldırılması,
Sanık …’ın süresi içerisinde yaptığı temyiz istemi üzerine dosyanın esastan incelenmesi,
İtirazın, Dairece yerinde görülmemesi halinde ise de, dosyanın, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi,
İtirazen arz ve talep olunur. ” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, hakaret suçundan sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararının ceza miktarı itibariyle reddine dair, Dairemizin 13.03.2013 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
İncelenen dosyada; sanığın…’ın vefat ettiği 19.05.2009 tarihinde …Destekleme Derneğinin internet adresine gönderdiği e-mail ile “Sayın …, Her canlı gibi …da ölecekti ve öldü. Hayatını İslamla mücadele ile geçirmiş bu kadının cenazesini neden bir camiden kaldırdığınızı çok merak ediyorum? İslama göre Kur’an ayetlerinden birini bile kabul etmeyen, beğenmeyen, hayatın dışına iten bir insan dinden çıkar ve öldüğünde de cenaze namazı falan kılınmaz. …İslami kriterlere göre müslüman değildir. Bu tür insanlara İslami literatürde “müşrik” adı verilir. …’ınızın ölüsünü lütfen müslüman camiine yollamayın. Bu yaptığınız din ile dalga geçmektir. Hayatı, din ile mücadeleyle geçen bu kadınının ölüsünü, mücadele ettiği dinin mabedinden kaldırmak kadar büyük bir çelişki olamaz. Ölünüzün cenazesini bir kültür merkezinden, …’ın piyano konseri eşliğinde kaldırmanız daha mantıklı bir davranış olacaktır. Hem din ile savaşacaksınız, hem de ölünce o dinin mabedinden cehenneme yollanacaksınız… Yok öyle yağma !” şeklindeki sözleriyle, eleştiri sınırlarını aşarak düşüncesi ve inançları nedeniyle vefat eden kişinin hatırasına hakaret ettiği, kararda güvenlik tedbirine hükmolunması nedeniyle hükmün temyizi kabil olduğu anlaşıldığından,
Dairemizce verilen 13.03.2013 tarih ve 2013/6058 esas, 2013/6762 karar sayılı ret kararının KALDIRILMASINA,
… Sulh Ceza Mahkemesince … Sulh Ceza Mahkemesi) verilen 29/06/2010 tarih ve 2009/272 esas, 2010/629 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Hükmolunan sonuç cezanın adli para cezası olarak belirlenmesi karşısında, TCK’nın 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık …’ın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası itiraz yazısına uygun olarak, “TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün karardan çıkarılması” biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 01.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.