Yargıtay Kararı 23. Ceza Dairesi 2015/7371 E. 2016/2062 K. 29.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/7371
KARAR NO : 2016/2062
KARAR TARİHİ : 29.02.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : TCK’nın 155/2, 62, 52/2 maddeleri gereğince sanığın 10 ay hapis cezası ve 5.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına.

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, katılan şirkete ait …’da bulunan mağazasında 13.06.2006 tarihinden itibaren şube müdürü olarak çalıştığı, sanığın çalışmış olduğu bu sürede 24.02.2009, 20.01.2010, 24.03.2010 ve 08.04.2010 tarihlerinde katılan şirket tarafından yapılan sayımlarda açık çıktığı ve toplam 4581,15 TL meblağın sanık tarafından uhdesinde tutulmak suretiyle sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen somut olayda;
Olay tarihinde sanıkla aynı iş yerinde çalışan , … ve…’ın olayla ilgili bilgisi olduğu anlaşılması karşısında gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; tanıkların duruşmaya çağrılarak beyanına başvurulması ve toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm verilmesi,
Kabule göre de;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi kanun koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 300 gün olarak tayin edilmesi,
2- Sanık müdafiinin 16/06/2011 tarihli dilekçesinde yer alan “lehine olan tüm yasal hafifletici hükümlerin uygulanması” şeklindeki talebi gereğince sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 50 ve 51. maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2015/85 sayılı iptal kararı uyarınca TCK 53 ile ilgili uygulamanın yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması hususu
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.02.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.