YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19726
KARAR NO : 2016/11173
KARAR TARİHİ : 19.09.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisin davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacılar murisinin davalı işyerinde 15.03.2005 – 20.04.2008 tarihleri arasında geçen çalışmalarının ve sigorta başlangıç tarihinin 15.03.2008 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işyerinde ocakçı olarak çalıştığı iddia edilen muris adına davalılardan tarafından 11.04.2006 tarihli işe giriş bildirgesi düzenlendiği ve yine bu davalı tarafından 11.04.2006 – 01.09.2006 tarihleri arasında davalı Kurum’a çalışma bildirildiği, dosyada mevcut bordrolarda isimleri bulunan tanıklar tarafından murisin çalışmalarının doğrulandığı anlaşılmaktadır.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların Kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi ile halen 5510 sayılı Yasa’nın 86. maddesi olan bu tür davalarda; öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenilen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları ya da komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 05.02.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 03.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578 ve 01.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ise; dosyada mevcut bordrolarda isimleri bulunan tanıklar tarafından murisin çalışmalarının doğrulandığı anlaşılmakla; mahkemece gerekçeli kararda “ dinlenen tanık beyanlarından davacının iddiasını usulünce ispat edemediği anlaşılmakla ” denilerek ve hangi gerekçelerle hangi tanık beyanının yetersiz bulunduğu irdelenmeden davanın reddi cihetine gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; dosyada mevcut bordrolarda ismi bulunan ü de dinlemek, davalıya ait işyerinin davacı vekili tarafından sunulan 2006 tarihli ticaret sicili gazetesindeki adresinden zabıta marifeti ile komşu işyeri tanığı tespiti yaparak tanık tespit edilir ise dinlemek ve böylece toplanan deliller ışığında varılacak sonuca göre gerekçesi de açık bir şekilde yazılarak hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine
19.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
C.C