YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/20414
KARAR NO : 2014/32958
KARAR TARİHİ : 13.11.2014
Yaralama ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda sanığın mahkumiyetine dair, … Asliye Ceza Mahkemesince verilen 11/04/2011 tarih ve 2010/467 esas, 2011/117 karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 26/03/2014 gün ve 2013/28088 esas, 2014/9302 karar sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-TCK’nın 116/2. maddesi gereğince iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçunun oluşması için eylemin açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan iş yerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi gerektiği, sanığın, şikayetçiye ait girilmesi mutat yerlerden olan şarküteriye girmesi ve müştekiyi yaralaması eyleminde iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçunun konu nitelikli maddi unsurunun oluşmadığı gözetilmeden, kanuni olmayan gerekçe ile mahkumiyet hükmü kurulması,
2-Sanığın aşamalardaki savunmasında, eşi ile ilişkisi olan şikayetçiyi uyarmak amacıyla şarküteriye girdiğini ancak şikayetçinin kendisine hakaret ederek saldırdığını iddia etmesi karşısında, olayın çıkış sebebi üzerinde de durularak, haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
3-Yaralama suçundan hüküm kurulurken, seçimlik ceza olarak hapis cezası seçilmesi karşısında, TCK’nın 50. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi,
4-Mahkemece yaralama eyleminin TCK’nın 6. maddesi gereğince silahtan sayılan taş ile gerçekleştirildiğinin kabulüne karşın, TCK’nın 86/3-e maddesinin uygulanmaması,
Kanuna aykırı ve sanık …’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA” karar verilmiştir.
I-İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/04/2014 gün ve 2011/351214 sayılı yazısı ile;
“İş yeri dokunulmazlığını ihlal suçu, bir kimsenin iş yerine açık rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan iş yerlerine rızasına aykırı olan giren veya rıza ile girdikten sonra oradan çıkmayan kişinin eylemi olarak tanımlanmaktadır.
Bu suçun oluşabilmesi için iş yeri tanımının yapılması gerekmektedir iş yeri bireyin mesleği faaliyetin icra edildiği, konut dışındaki yerler iş yeri sayılmaktadır. Herhangi bir faaliyetin bulunmadığı depolar hayvan ahırları iş yeri olarak kabul edilmemektedir.
İş yeri dokunulmazlığı suçunun oluşabilmesi için, “açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan iş yerleri ve eklentileri olması gerekmektedir. Kural olarak iş yeri herkesin, girip çıkabileceği, alışveriş yapabileceği, sunulan hizmeti alabileceği yerlerdir. Örnek vermek gerekirse, “marketler, dükkanlar, mağazalar, manavlar kasaplar, lokantalar kahvehane, bar, hastane, banka şubesi” gibi yerler sayılabilir. Bu tür yerlere halka açık saatlerde girilmesi iş yeri dokunulmazlığını oluşturmayacaktır. Bu tür yerlere bireylerin girmesi belirli bir süre içeride kalması ve çıkmaları hak sahibinin iznine tabi değildir.
Bu tür iş yerlerine kapandığı saatten sonra yada açılmadan içeriye giren failin eylemi iş yeri dokunulmazlığını bozma suçunu oluşturacaktır.
Bunun dışında iş yerine girdikten sonra hak sahibinin çıkmasını istediği ve rıza göstermediği durumlarda failin iş yerinden çıkmamakta direnmesi halinde, iş yeri dokunulmazlığını bozma suçu oluşacaktır.
Maddi olayda, sanık … kocasının ilişkisi olduğunu düşündüğü katılan … Ünal’ın şarküteri dükkanına gittiği ve dükkanın müşterisinin olmadığı bir zamanda katılanın dükkanına girdiği, kapıyı içeriden kapattığı ve daha sonra sanığın fırıncılık yapan eşi olan … ile katılan arasında arkadaşlık olduğunu iddia ederek yaptıkları tartışmanın kavgaya dönüştüğü, kavga sırasında sanığın elinde bulunan taşlar ile katılanın kafasına vurarak hayatını tehlikeye sokmadan, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaraladığı, o sırada dükkana müşteri olarak gelen …’ın bağırması üzerine yanında dükkanı olan berber Hasan’ın gelerek katılan …’ı kurtardığı şeklinde gerçekleşen eylemde,
Sanığın Katılan …’ı şarküteri dükkanına gittiği ve dükkanı kollayarak kimsenin bulunmadığı zaman diliminde içeri girerek dükkan kapısını kapatarak katılana etkili eylemde bulunduğu, katılanın sanığa iş yerinde bulunması konusunda rızasının bulunmadığı açıkça anlaşılmaktadır sanığın eyleminin açık rızaya gerek duyulmaksızın girilebilen mutat yerlerden olduğu anlaşılmakta ise de, sanığın dükkan kapısını kapatarak ve onunla tartışarak dövme kastıyla hakaret etmiştir. Katılan …’ın, sanığın kendi dükkanına girdikten sonra rızasının bulunmadığı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Sanığın iş yerinden çıkmayarak iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçunu işlediği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 26/03/2014 gün ve 2013/28088 Esas, 2014/9302 Karar sayılı kararıyla sanık … hakkında verilen bir nolu bozma kararında, TCK’nın 116/2. maddesi gereğince iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçunun oluşması için eylemin açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan iş yerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi gerektiği, sanığın, şikayetçiye ait girilmesi mutat yerlerden olan şarküteriye girmesi ve müştekiyi yaralaması eyleminde iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçunun konu nitelikli maddi unsurunun oluşmadığı gözetilmeden, kanuni olmayan gerekçe ile mahkumiyet hükmü kurulması, şeklindeki bozma kararını hukuka aykırı niteliktedir sanık hakkında suçun yasal ögelerinin gerçekleştiği gözetilerek bir nolu bozma kararının hüküm fıkrasından çıkartılması gerekmektedir.
Bunun dışında sanık hakkında yaralama ve iş yeri dokunulmazlığını bozma suçlarından doğrudan para cezası verilmiştir. Yüksek Dairenin 3 nolu bozma kararında Yaralama suçundan hüküm kurulurken, seçimlik ceza olarak hapis cezası seçilmesi karşısında, TCK’nın 50. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden bozma kararı verilmiştir
Sanık hakkında TCK 86/2 maddesince yaralama suçundan 3 Ay 10 Gün adli para cezası ve TCK 52/2 maddesince 2000 TL adli para cezası ile iş yeri dokunulmazlığını bozma suçundan 5 Ay adli para cezası ve TCK 52/2 maddesince 3000 TL adli para cezasına hükmedildiği, para cezalarının doğrudan verildiği hapisten çevrili olmadığı, dosya kapsamından anlaşılmakla,
Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 26/03/2014 gün ve 2013/28088 Esas, 2014/9302 Karar sayılı kararıyla sanık … hakkında verilen üç nolu bozma kararının hüküm fıkrasından çıkartılmak suretiyle hükmün bozulmasına karar verilmesi istemiyle anılan karara itiraz edilmiştir.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamına göre,
1- İtirazımızın KABULÜNE,
2- Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 26/03/2014 gün ve 2013/28088 Esas, 2014/9302 Karar sayılı kararıyla sanık … hakkında verilen bir nolu ve üç nolu bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- … Asliye Ceza Mahkemesinin 11/04/2011 tarih ve 2010/467 Esas ve 2011/117 Karar sayılı ilamıyla sanık hakkında TCK 116/2, 62 maddelerinden 5 Ay adli para cezası ve 52/2 maddesince 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararda suçun sübut bulduğunun kabulüyle 1 nolu bozma kararının kaldırılması ve ilamda yer alan 3 nolu bozma kararında yazılı yaralama suçundan hüküm kurulurken, yerel mahkemece para cezasının doğrudan verildiği gözetilerek, yaralama suçundan seçimlik ceza olarak hapis cezası seçilmesi karşısında, TCK’nın 50. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi şeklinde bozmanın hüküm fıkrasından çıkartılmasına, karar verilmesi,
4- İtirazımız yerinde görülmediği takdirde dosyanın incelenmek üzere Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulana gönderilmesine karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, yaralama ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından, sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulmasına dair, Dairemizin 26/03/2014 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, yaralama suçuna ilişkin (3) nolu bozmaya yönelik itirazının incelenmesinde, mahkemece TCK’nın 86/2 maddesi uyarınca seçimlik cezalardan doğrudan adli para cezasının seçilmesi nedeniyle yaralama suçundan kurulan hükmün hatalı olmadığı anlaşıldığından, seçimlik ceza olarak hapis cezası seçilmesine rağmen TCK’nın 50. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine ilişkin (3) nolu bozmanın Dairemizin 26/03/2014 gün ve 2013/28088 esas, 2014/9302 karar sayılı kararından ÇIKARILMASINA,
2) TCK’nın 116/2 maddesinde düzenlenen iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçunun sübut bulmadığına yönelik Dairemizin 26/03/2014 gün ve 2013/28088 esas, 2014/9302 karar sayılı kararının (1) nolu bozmasına ilişkin itirazın incelenmesinde ise;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02.07.2014 tarih ve 2014/16 Esas, 2014/343 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, kural olarak iş yerleri; sahibi ya da çalışanlarının iznine ihtiyaç duyulmaksızın, zımni bir rızanın varlığı kabul edilerek herkesin girebileceği ve sunulan hizmeti alabileceği, lokanta, dükkân, mağaza, manav, kasap, alışveriş merkezi, tiyatro, kahvehane, hastane, banka şubesi, sinema, okul gibi yerlerdir. Belirtilen yerlere halka açık bulundukları sırada veya mesai saatleri içinde girilmesi suç teşkil etmeyecektir. Ancak kapalı oldukları saatlerde, örneğin; öğle saatlerinde veya işyeri açılmadan önce yahut kapandıktan sonra girilmesi durumunda, iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçu oluşacaktır.
Maddenin iş yeri dokunulmazlığının ihlalini düzenleyen ikinci fıkrasının gerekçesinde ise; “Birinci fıkrada tanımlanan fiillerin açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyeri ve eklentileri hakkında işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu fıkranın uygulanmasında, birinci fıkrada söz konusu olan koşullar aranacaktır. Niteliği itibarıyla açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi alışılmış, mutat olan yerler dışında kalan yerlere rıza olmaksızın girilmesi bu suçu oluşturacaktır. Avukatlık bürosu ve özel muayenehane bu gibi izinle girilmesi gereken yerlere örnek olarak gösterilebilir. Keza herkesin herhangi bir koşulu yerine getirmeksizin girebileceği yerlere, söz gelimi süpermarketlere, dükkânlara, mağazalara, halka açık olmadıkları zamanlarda, mesela mesai saatleri dışında rıza hilafına girilmesi halinde de bu suç oluşacaktır. Zira hak sahipleri bu gibi yerlere isteyenin girmesi hususunda daha başlangıçta rızalarını örtülü olarak açıklamış sayılırlar” biçimindeki açıklamalara yer verilmiştir.
Somut olayda sanığın, katılanın iş yerine girdikten sonra kapıyı arkadan kapattığı ve kocasıyla var olduğunu iddia ettiği ilişkisini sonlandırması konusunda tartışma başlatıp katılanı yaraladığı, tanıkların araya girmesiyle eylemini sonlandırdığı ve sanığın dışarıya çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece sanık hakkında hem yaralama hem de iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından mahkumiyet kararı verilmiştir. Ancak sanığın gündüz saatlerinde girip olay çıkardığı şarküteri dükkanının olay anında müşterilerin hizmetine açık oluşu, iş yeri sahibinin de iş yerinde bulunması karşısında, girilmesi açık bir rızaya dayanmayan mutat yerler kapsamında kalan işyerinde gerçekleşen olayda, unsurları itibariyle oluşmayan iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken, hükümlülük kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu gözetilerek,
Sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan Dairemiz kararı ile ilgili Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (1) nolu bozmaya yönelik itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 13.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.