Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2014/7370 E. 2014/29266 K. 16.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7370
KARAR NO : 2014/29266
KARAR TARİHİ : 16.10.2014

Hakaret suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkumiyetine dair… Sulh Ceza Mahkemesi’nce verilen 10.12.2010 tarih ve 2009/559 Esas 2010/383 Karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 09.12.2013 tarih ve 2012/13303 Esas 2013/31335 Karar sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık hakkında TCK’nın 129/3. maddesinin de uygulanması istemiyle dava açılmasına karşın, ek savunma hakkı verilmeden anılan madde uygulanmayarak, CMK’nın 226/2. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı ve sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/02/2014 tarih ve 2011/189613 sayılı yazısı ile;
“İtirazlarımız sanığın hakaret suçundan TCK.nun 129. Maddesindeki özel tahrik hükmünün uygulanmama ihtimaline binaen sanığa CMK.nun 226. Maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmemesine ilişkin bozma gerekçesinin yerinde olmadığına ilişkindir.
Yasal mevzuatımız incelendiğinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun “Suç niteliğinin değişmesi” başlıklı 226. maddesinde;
“1)Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
2)Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.
3)Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.
4)Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Savunma hakkı, 1982 Anayasasının 36. maddesinde “Temel Haklar ve Ödevler” başlıklı ikinci kısmın ikinci bölümünde “Kişinin Hakları ve Ödevleri” başlığı altında; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde düzenlenmiş olup, bu anayasal güvence altına alındığı gibi, uluslararası sözleşmelerle de korunmuş olan bu hakkın kısıtlanması halen yürürlükte olan 1412 sayılı CYUY’nın 308/8. maddesine göre mutlak bozma nedenlerindendir. Savunma hakkının sınırlandırılamayacağı temel kural ise de kanun koyucu yargılamanın uzamasını önlemek, gereksiz emek ve gider kaybına neden olmamak ve usul ekonomisi açısından bazı sınırlamalara gittiği de bir gerçektir.
Diğer taraftan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.12.1997 gün ve 300-317 ve 29.12.1998 gün ve 321–393 sayılı kararları incelendiğinde; savunma hakkının sınırlandığından söz edebilmek için, savunmanın hükmü etkileyecek nitelik taşıması ve yargılaması yapılan fiile ilişkin olması gerektiği, iddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğinin değişmesi ya da cezanın artırılmasını gerektiren hallerin, ilk defa duruşma sırasında ileri sürülmesi halinde, sanık veya müdafiine ek savunma hakkı verilmeden, sanığın iddianamede gösterilen suçun temas ettiği kanun hükmünden başkasıyla cezalandırılamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu 17.12.2003 gün ve 2012/1479 Esas, 2013/611 sayılı kararında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 29. Maddesinin iddianamede talep edilmesine karşın hükümde uygulanmaması durumunda ek savunmaya ihtiyaç bulunmadığına karar vermiştir.
Sanık hakkında iddianamede yer alan maddeler dışında bir maddeye dayalı olarak ceza verilecek, indirim veya artırım yapılacak ise bu hususun sanığa bildirilmesi, ek süre talep ediyor ise bu sürenin kendisine tanınması ve ek savunmasının alınması CMK.nın 226. maddesinin amir hükmüdür. Bu hüküm, sanık hakkında verilen kararda uygulanan veya uygulanmayan bir hükmün ilk kez duruşmada ortaya çıkması halinde uygulanması gereken bir hükümdür. Sanık hakkında düzenlenen iddianamede uygulanması istenen bir indirim hükmünün sanık aleyhine olarak uygulanmayacak olması ek savunmanının konusunu teşkil etmez. Zira iddianamede yer alan söz konusu indirim hükmü iddianamenin tebliği ve duruşmada okunması ile gündeme getirilmiş, sanığın bilgisine sunulmuş, sanık da savunmalarını hazırlarken bu hükmü de dikkate alarak savunmalarını hazırlamışlardır. Üzerlerine atılı suçun hukuki niteliği değişmemiş, hakkında uygulama şartları gerçekleşmediği için uygulanmamasına karar verilen TCK.nın 129. maddesi hükmü ilk kez duruşmada ortaya çıkmamıştır. Bu husus gerek iddianamede gerekse gerekçeli kararda tartışılmıştır.
Sonuç olarak iddianamede uygulanması talep edilen indirime ilişkin olan bir yasa maddesinin ek savunma hakkı verilmeden uygulanmamasının 5271 sayılı CYY’nin 226/2. maddesine aykırılık teşkil etmeyeceğinden bu husus bozma nedeni yapılmamalıdır.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yüksek 4. Ceza Dairesinin 09.12.2013 tarih 2012/13303-2013/31335 sayılı, hakaret suçuna ilişkin olarak verilen “BOZMAYA” ilişkin karar KALDIRILARAK, hükmün ONANMASINA karar verilmesi, itirazımızın yerinde görülmemesi halinde, dosyamızın görüşülmek üzere YÜKSEK YARGITAY CEZA GENEL KURULU’NA gönderilmek üzere YÜKSEK YARGITAY BİRİNCİ BAŞKANLIĞI’NA gönderilmesi, itirazen arz ve talep olunur. ” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, hakaret suçundan, sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulmasına dair, Dairemizin 09/12/2013 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.12.2013 tarih ve 2012/1479 Esas, 2013/611 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesinde öngörüldüğü biçimde suçun hukuki niteliği değişmediğinden, sanık hakkında uygulama şartları gerçekleşmediği için uygulanmayan 5237 sayılı TCK’nın 129/3. maddesiyle cezanın artırılmasını gerektiren başka bir durum da ilk kez duruşmada ortaya çıkmadığından, sanık hakkında düzenlenen iddianamede yanılgı ile sanık hakkında uygulanması istenen bir indirim hükmünün sanık aleyhine olacak şekilde uygulanmamasının sanığa ek savunma hakkı verilmesini gerektirmeyeceği, TCK’nın 129/3. maddesinin mahkemece uygulanıp uygulanmayacağı yönünden duruşmanın başından beri savunma yapma imkanına sahip olan sanığın savunma hakkının sınırlandırılmasının söz konusu olmadığı, dolayısıyla sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 129/3. maddesinin uygulanmaması nedeniyle ayrıca ek savunma hakkı vermeyen Yerel Mahkeme hükmünde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle,
6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 09/12/2013 tarih ve 2012/13303 Esas 2013/31335 Karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
… Sulh Ceza Mahkemesince verilen 10/12/2010 tarih ve 2009/559 Esas, 2010/383 Karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık …’ın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, itiraz yazısına uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 16/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.