Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2012/27254 E. 2013/19006 K. 05.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/27254
KARAR NO : 2013/19006
KARAR TARİHİ : 05.07.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Aile Konutu Şerhi-İpoteğin Kaldırılması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 05.07.2013 günü temyiz eden davalı … Yönetim A.Ş. vekili Av. Duygu Demir ve karşı taraf davacı … vekili Av. … geldiler. Diğer davalı … gelmedi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 990 TL. vekalet ücretinin …tan alınıp …a verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.05.07.2013(Cuma)

KARŞI OY YAZISI

Davacı Türk Medeni Kanununun 6. maddesi gereğince davasını kanıtlamak zorunda olup ayrıca davalı ipotek alacaklısının kötü niyetli olduğunu da kanıtlaması gerekir. Türk Medeni Kanununun 1023. maddesine göre asıl olan iyiniyettir. Davacı, davalı ipotek alanın kötü niyetini kanıtlayamadığından davanın reddi gerekirken çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.

KARŞI OY YAZISI
Davacının Türk Medeni Kanununun 194. maddesi uyarınca 2005 yılında tesis edilen ipotek işleminde açık rızası mevcut değil ise de, ipoteğin kocanın ortağı olduğu şirket borcunun güvencesi olarak verildiği, ipotek işleminden sonra çeşitli icra işlemleri ve bu arada kıymet takdiri yapıldığı, anlaşılmaktadır. Davacının 2011 yılında açtığı bu dava Türk Medeni Kanununun 2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması teşkil etmektedir. Hakkın kötüye kullanılması durumunda; bu hak korunmaz. Bu nedenle, davanın reddine karar verilmek üzere, hükmün bozulması gerektiğini düşünüyorum.