Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/3752 E. 2013/5146 K. 09.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3752
KARAR NO : 2013/5146
KARAR TARİHİ : 09.04.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ

Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-
Asıl ve birleştirilerek görülen dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, taşınmazın kayıt maliki olan davacının, gelinine karşı asıl davayı, gelininin velayeti altındaki torunları aleyhine de birleştirilen davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, her iki davanın da kabulüne karar verilmiştir.
Gerçekten de, davalıların taşınmazda oturmalarını hukuken haklı gösterecek geçerli bir nedenlerinin bulunmadığı benimsenmek ve kayda üstünlük tanımak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu husustaki temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Davalıların öteki temyiz itirazlarına gelince; bilindiği üzere, 4721 sayılı TMK’nın 21/1. maddesi; “Velayet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasının; ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa, çocuğun kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeridir. …”, 6100 sayılı HMK’nın 59. maddesi; “Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır.”, ve aynı Kanunun 60. maddesi; “Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. …” hükümlerini içermektedir.
Yukarıda değinilen hükümler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, birleştirilen davanın davalıları olan velayet altındaki çocukların asıl davanın davalısı olan anneleriyle beraber oturmak durumunda bulundukları, kayıt maliki davacının onları oturdukları yerden çıkarmak istemesi halinde bu isteğini hepsine karşı birlikte ileri sürmesi gerektiği; o halde de, eldeki davada anne ve velayeti altındaki çocukları bakımından mecburi dava arkadaşlığının bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, velayet altındaki çocuklara yöneltilen birleştirilen davanın asıl davadan ayrı bir dava olarak nitelendirilemiyeceği, ancak asıl davada eksik kalan husumeti tamamlamaya yönelik bir dava olduğu gözetildiğinde, her iki dava bakımından da ayrı ayrı nispi harca ve vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsizdir.
Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, mahkeme kararının hüküm kısmının birleştirilen dava ile ilgili (8) numaralı bendinin; “Peşin alınan 297-TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 512,5-TL harç toplamından 21,15-TL başvuru ve 21,15-TL peşin harç toplamı 42,30-TL nin mahsubuna ve Hazineye irat kaydına, arta kalan 767,2-TL harcın davacıya iadesine,”, (9) numaralı bendinin; “Davacı yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,”, (10) numaralı bendinin; “Davacı tarafından yapılan 21,15-TL başvuru harcı ve 21,15-TL peşin harç ile 7-TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 49.30-TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde düzeltilmesine ve kararın bu haliyle 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nın 438/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.