Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/29379 E. 2014/25392 K. 11.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/29379
KARAR NO : 2014/25392
KARAR TARİHİ : 11.09.2014

Hakaret ve kasten yaralama suçlarından suça sürüklenen çocuk …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1-4, 31/3, 86/2, 62 ve 52/1-2. maddeleri uyarınca 1.160 Türk lirası ve 2.000 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin bildirilmesine dair, … Asliye Ceza Mahkemesinin 20/12/2012 tarihli ve 2012/83 esas, 2012/155 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/09/2013 gün ve 249464 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun 106/4. maddesi uyarınca çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu cezanın hapse çevrilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Hakaret ve kasten yaralama suçlarından suça sürüklenen çocuk … hakkında yapılan yargılama sonucunda, … Asliye Ceza Mahkemesinin 20/12/2012 tarihli kararıyla, adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yüze karşı verilen kararın tehdit suçu yönünden temyiz edildiği, kesin nitelikte olan bu suçlar yönünden ise infaza verilmesi üzerine, o yer Cumhuriyet Başsavcılığınca İnfaz Kanunu’nun 106/4. maddesine muhalefet edildiği gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan adli para cezalarının ödenmemesi halinde bu cezaların hapse çevrilemeyeceğinin gözetilmemesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:

Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan Kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları “Kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Kanun yararına bozma istemine konu edilen uyuşmazlık suç tarihinde 18 yaşının altında olan suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan adli para cezalarının ödenmemesi halinde bu cezaların hapse çevrilemeyeceğinin gözetilmemesine ilişkindir. Ancak uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni bir hukuka aykırılık durumunun incelenmesi gerekmektedir.

5237 sayılı TCK’nın 31/3. maddesinde; “Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan fazla olamaz.” hükmü yer almaktadır,
İncelenen dosyada, suç tarihinde 15-18 yaş grubu içerisinde yer alan suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm kurulurken, hakaret ve tehdit suçlarında yaş küçüklüğü nedeniyle indirim yapılmasına karşın, yaralama suçunda TCK’nın 31/3. maddesi uygulanmayarak sanığa fazla ceza verilmiştir.
Yargısal kararlarda vurgulandığı üzere kural olarak, yasa yararına başvuru nedeniyle yapılan inceleme sırasında Adalet Bakanlığının istem yazısında ileri sürülmeyen ve sonuca etkili bulunan başkaca hukuka aykırılıklar görüldüğünde, bu yönlerden de başvuruda bulunulmasını sağlamak bakımından Adalet Bakanlığına ihbarda bulunulması, bu hususlarda da başvuruda bulunulması halinde tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi gerekmektedir.
Ancak Ceza Genel Kurulunun 10.06.2008 tarih ve 83/166 sayılı kararında da belirtildiği üzere, burada aranması gereken, bizzat istem yazısında ileri sürülen aykırılık olgusu ve sebepleri ile bağlılıktır. Yargıtay, aykırılığın giderilmesi için istem yazısında önerilen yöntem ve hukuki çarelerle bağlı değildir. Nitekim aynı kararda yaş küçüklüğü nedeniyle indirim yapılmaması şeklindeki hatalı uygulama nedeniyle hükmün kanun yararına bozulması istemini inceleyen Dairenin, istemde yer almamasına karşın kısa süreli hapis cezasının adlî para cezası veya tedbirlerden birine çevrilmesi zorunluluğuna uyulmadığını görerek hükmü bu noktadan bozmak için ayrıca bu yönden de kanun yararına bozma başvurusunda bulunulmasını istemeye gerek olmadığı vurgulanmıştır.
Esasen istemin yaş küçüklüğüne bağlı yasal bir zorunluluğun gözardı edilmesi oluşu dikkate alındığında, yine yaş küçüklüğüne bağlı yasal bir zorunluluk olan cezada indirim yapılması hususunun da Yargıtay’ca resen gözetilmesi gerektiği, bu konuda yeniden istemde bulunulmasının usul ekonomisiyle bağdaşmadığı ve bu hareket tarzının istemin özüyle çatışmadığı değerlendirilmiştir.
Bu bilgiler ışığında olaya baktığımızda, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 106/4. madde ve fıkrasında “Çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu ceza hapse çevrilemez. Bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklindeki düzenleme karşısında; suç tarihinde 18 yaşından küçük olan hükümlü hakkında adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrilemeyeceği, ancak 6183 sayılı
Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsili cihetine gidileceği gözetilmeden, hükümlüye hakaret ve kasten yaralama suçlarından tayin olunan adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrileceğine hükmedilmesi ve yaralama suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 31/3. maddesi uygulanmayarak suça sürüklenen çocuğa fazla ceza verilmesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1- Hakaret ve kasten yaralama suçlarından suça sürüklenen çocuk … hakkında, … Asliye Ceza Mahkemesinin 20/12/2012 tarih ve 2012/83 esas, 2012/155 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA,
2- Anılan kanun maddesinin 4/d fıkrası gereğince karardaki hukuka aykırılık hükümlüye daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmekle; yaralama suçundan sanık hakkında TCK’nın 86/2. maddesi uyarınca verilen, 120 gün adli para cezasının, TCK’nın 31/3. maddesi gereğince 1/3 oranında indirilerek, sanığın 80 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,
3- TCK’nın 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 indirilerek, sanığın 66 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,
4- Gün üzerinden belirlenen adli para cezasının, TCK’nın 52/2 maddesi gereğince, mahkemece bir gün karşılığı takdir edilen 20 TL ile çarpılması sonucu, sanığın sonuç olarak, 1.320 Türk lirası adli para cezası ile CEZALANDIRILMASINA, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına,
5- Hakaret ve yaralama suçlarından kurulan hükümlerde yer alan “ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğine” ilişkin bölümlerin hükümden çıkarılmasına, kararın diğer yönlerinin olduğu gibi bırakılmasına, 11.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.