YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/29372
KARAR NO : 2014/25393
KARAR TARİHİ : 11.09.2014
Basit tehdit ve hakaret suçlarından sanık …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle, 29, 125/2, 129, 62, 52/2, maddeleri gereğince 360 Türk lirası ve 600 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair, … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/11/2012 tarihli ve 2012/196 esas, 2012/1342 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05/09/2013 gün ve 289082 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, sanık ile müşteki arasında geçmiş görüşmelerin gizlice kayda alındığı anlaşılmakla buna dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit ve hakaret suçlarından sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/11/2012 tarihli kararıyla, adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Telefon görüşmesi sırasında müşteki tarafından yapılan kayıt işleminin, ceza muhakemesinde delil olarak kullanılmasının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni bir hukuka aykırılık durumunun incelenmesi gerekmektedir.
… Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2012 tarihli iddianamesiyle sanık … hakkında, aralarında kira ilişkisi nedeniyle anlaşmazlık bulunan müştekiye telefon görüşmesi sırasında tehdit ve hakarette bulunduğu iddiasıyla dava açılmıştır. İddianamede suç teşkil eden eylemlerin anlatılışı incelendiğinde; “Şüphelinin olay tarihinde evini kiralamak isteyen müşteki ile evin kiralanması hususunda anlaştıkları ve aralarındaki anlaşma uyarınca aylık kira bedelleri üzerinden 11 adet senet alarak evin anahtarlarını teslim ettikten sonra müştekinin evi kiralamaktan vazgeçmesi üzerine aralarında yaptıkları telefon görüşmesi sırasında müştekiye ‘sen terbiyesizlik ediyorsun ben bu nedenle yapma bak bu konuşmaları müdürüne dinleticem’ gibi sözlerle basit tehdit ve hakarette bulunduğu” şeklindeki anlatıma yer verildiği görülmektedir.
Mahkemece yapılan yargılamada, müştekinin telefon görüşmesi sırasında yaptığı kaydın çözümünün yaptırıldığı, bu çözüm tutanağında da olayın iddianamede anlatıldığı gibi gerçekleştiği,iddianamede yer verilen sözlerin dışında hakaret ve tehdit oluşturan başkaca bir ibarenin bulunmadığı görülmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “hakaret” başlıklı 125. maddesinde; “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.” hükmüne yer verildiği,
Aynı Kanunun tehdit suçuna ilişkin 106/1. maddesinde ise; “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.” hükmü düzenlenmiştir.
Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nisbi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
Benzer şekilde muhatabı üzerinde korku oluşturmayı amaçlayan tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Bireylerin Anayasal ve yasal haklarının takibi çerçevesinde, müracaat haklarını kullanma isteklerinin dışa vurumu şeklinde tezahür eden düşünce açıklamaları, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre tehdit olarak değerlendirilmemektedir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık ile müşteki arasında kira sözleşmesi yapılarak ilk ayın ücretinin ödendiği, akabinde müştekinin sözleşmeden cayması üzerine taraflar arasında kira ücreti ve evrakların iadesi hususunda anlaşmazlık doğduğu, bu hususta yapılan görüşme sırasında sanığın müştekiye hitaben ‘sen terbiyesizlik ediyorsun ben bu nedenle yapma bak bu konuşmaları müdürüne dinleticem’ şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bu sözler hükme esas alınarak sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından hüküm kurulmuştur.
Ancak görüşme öncesi taraflar arasında yaşanan ve dosyaya yansıyan olumsuzluklara işaret eden yakınma ve eleştiri niteliğindeki bu sözlerin somut bir fiil ya da olgu isnat etmek şeklinde olmadığı gibi, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta sövme fiili olarak kabulü de mümkün değildir. Aynı zamanda müştekinin hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı veya sair bir kötülük iması da bulunmamaktadır. Bu nedenle iddianamede anlatılan eylemlerin suç teşkil etmemesi karşısında sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Kanun yararına bozma isteği hakkında bu aşamada bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2) Hükümde saptanan yeni hukuka aykırılık nedeni açısından, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için, dosyanın Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMEK üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, bu hususun değerlendirilmesinden sonra, diğer kanun yararına bozma isteminin incelenmesine, 11.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.