Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/31117 E. 2014/25394 K. 11.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/31117
KARAR NO : 2014/25394
KARAR TARİHİ : 11.09.2014

Tehdit ve hakaret suçlarından sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Yatağan Sulh Ceza Mahkemesince verilen 28.07.2008 gün ve 2008/183 esas, 2008/264 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 21.02.2013 gün ve 2010/27710 esas, 2013/4952 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Oluşa ve kabule göre, sanık hakkında TCK’nın 106/1. maddesi ile ceza tayin edildiği halde, uygulama maddesi olarak 125/2-1. maddesinin yazılması mahallinde düzeltilmesi olanaklı olduğundan, TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması da karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığa yükletilen tehdit ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
5237 sayılı TCK’nın 53/1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53/1-a,b,d,e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık …’un temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53/1-a,b,d,e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması, biçiminde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,” karar verilmiştir.

I- İTİRAZ NEDENLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/10/2013 gün ve 2013/307947 sayılı yazısı ile;

“Mahkemenin tehdit suçuna yönelik gerekçesinde “Sanığın üzerine atılı tehdit suçuna gelince
sanığın aynı konuşma içerisinde katılan …’ünde duyduğu esnada…’a hitaben “…keserim bak…” şeklindeki sözlerle yine her iki şikayetçi-mağdura hitaben “…şimdi bak senin ellerini … denilen çocuk bana bidah vurursa varya ellerini tek tek kırmasam…”, şeklindeki sözlerle tehdit ettiği, tehdit içerici sözlerin ağır tehdit içerdiği ve objektif olarak korkutmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. Sanığın tehditlerinin aynı konuşma içerisinde olduğu ayrı ayrı katılanları tehdit içerdiği, bu nedenle her bir katılan yönünden tehdit suçundan ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği, sanığın yine aynı konuşma içerisinde “…ikinizi de iki tene adam tutarım… … varya … …orda…”, “…bakalım … yakılacak…” cümlelerinin kullanmış ise de, sanığın cümlelerde tam olarak ne kastettiği anlaşılamamış olup bu nedenle sanığın yeniden katılanları tehdit edip etmediği tam olarak tespit olunamadığından cümle içeriği sanığın lehine yorumlanmış ve sanığa iki ayrı tehditten dolayı ceza verilmiş, sanığa tehdit suçundan verilen ceza TCK’nun 43. maddesi uyarınca arttırılmamıştır” kanaati ile sanığın aynı telefon görüşmesi içinde her iki müştekiye yönelik tehdit fiilerini ayrı işlenen suçlar olarak değerlendirip, her iki müşteki için ayrı ayrı hüküm kurmuş ise de, TCK’nın 43. maddesine göre “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. …” TCK’nın madde 43/2 : “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” hükümleri uyarınca,
Somut olayda, dosya içinde mevcut … ibareli ses kaydında bir kişinin konuşmasının olduğu ve telefon çaldığında kaydın başladığı görülmüş ……” biçiminde başlayan ve devam eden tutanak kaydına göre, aynı konuşma içinde her iki müştekiye hitaben birbirini takip eden sözler sarfeden sanığın eyleminde TCK’nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekirken, her bir mağdurun ayrı ayrı tehdit edildiği gerekçesi ile tehdit suçundan ayrı hükümler kurulması yasaya ve Yargıtay 4. Ceza Dairesinin yerleşik “aynı anda yahut kastın yenilenmiş sayılmadığı kadar kısa zaman aralıkları ile birden fazla kişiye karşı tehdit suçunun işlenmesi halinde TCK’nın 43/1-2 maddeleri uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin” içtihatlarına aykırı olduğu düşünülmüştür. (Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 25/03/2013 tarih ve 2011/855 E, 2013/8197 K sayılı ; 20/05/2013 tarih ve 2011/22206 E, 2011/15191 K sayılı ilamları)

Sonuç ve istem : Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle her iki müştekiye karşı aynı telefon görüşmesi içinde tehdit sözleri sarfeden sanığın eyleminin tek suçu oluşturduğu ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden fazla ceza tayini nedeniyle, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21/02/2013 gün ve 2010/27710 E, 2013/4952 K sayılı ilamının CMK’nın 308 madde uyarınca BOZULMASINA karar verilmesi, talebin uygun görülmemesi halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun incelemesine tabii olmak üzere, Yargıtay 1. Başkanlığına gönderilmesi itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

II- İTİRAZIN KAPSAMI

İtiraz, tehdit suçundan sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararının onanmasına dair, Dairemizin 21.02.2013 tarihli kararına ilişkin olup, karar itiraza konu edilen tehdit suçu yönünden yeniden ele alınmış, itiraza konu edilmeyen hakaret suçu inceleme dışı bırakılmıştır.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 21.02.2013 gün ve 2010/27710 esas, 2013/4952 karar sayılı onama kararının, tehdit suçu yönünden KALDIRILMASINA,
Yatağan Sulh Ceza Mahkemesince verilen 28.07.2008 gün ve 2008/183 esas, 2008/264 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Oluşa ve kabule göre, sanık hakkında TCK’nın 106/1. maddesi ile ceza tayin edildiği halde, uygulama maddesi olarak 125/2-1. maddesinin yazılması mahallinde düzeltilmesi olanaklı olduğundan, TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması ise karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak;
1-Sanığın aynı telefon görüşmesi sırasında her iki katılana karşı gerçekleştirdiği tehdit eylemini, araya zaman aralığı girmeksizin tek fiil ile icra etmesi karşısında, TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca cezanın artırılması gerektiği gözetilmeden, katılan sayısınca hüküm kurularak fazla ceza tayini,
2-5237 sayılı TCK’nın 53/1-(c) maddesinde yer alan hak yoksunluğunun kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53/1-a,b,d,e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık …’un temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden itiraz yazısına uygun olarak, tehdit suçundan kurulan HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, itiraza konu edilmeyen hakaret suçuna ilişkin önceki kararda yer alan hususların aynen muhafazasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.