Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/29377 E. 2014/25398 K. 11.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/29377
KARAR NO : 2014/25398
KARAR TARİHİ : 11.09.2014

Hakaret suçundan sanık …’nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair, … Sulh Ceza Mahkemesinin 23.07.2008 tarihli ve 2007/603 esas, 2008/434 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, denetim süresinde suç işlediğinden bahisle … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 20/02/2012 tarihli ihbarı üzerine, sanığın 1.500 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, … 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 21/05/2012 tarihli ve 2012/160-386 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/09/2013 gün ve 279740 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:

İstem yazılarında:

a-20.07.2012 tarihli ilk tebliğnamede: “ Dosya kapsamına göre, kararın verildiği 21.05.2012 tarihli oturumdan sonra, ancak gerekçeli karar yazılmadan önce müşteki tarafından verilen aynı tarihli dilekçe ile sanık hakkındaki şikayetten vazgeçilmiş olunması karşısında, kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.”
b-05.09.2013 tarihli 2. tebliğnamede: “Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 234. maddesindeki “Mağdur ile şikâyetçinin hakları şunlardır:… b) Kovuşturma evresinde; 1. Duruşmadan haberdar edilme, 2. Kamu davasına katılma….6. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma…” şeklindeki düzenleme karşısında, … 2. Sulh Ceza Mahkemesince yapılan ihbar üzerine oluşan yeni durum nedeniyle … 1. Sulh Ceza Mahkemesince açılan duruşmanın, 18/02/2008 tarihli oturumda katılan sıfatını almış olan mağdur …’a bildirilmeden, yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Hakaret suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, … Sulh Ceza Mahkemesinin 23/07/2008 tarihli kararıyla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına karar verildiği, kararının kesinleşmesinden sonra, denetim süresinde sanığın kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle, … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/02/2012 tarihli kararı ile mahkumiyetine karar verilerek, kararın kesinleşmesinden sonra, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının değerlendirilmesi için mahkemesine ihbarda bulunulması üzerine, … 1. Sulh Ceza Mahkemesince duruşma açılarak, 21/05/2012 tarihinde sanığın hakaret suçundan 1.500 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın tefhiminden sonra katılan Sami Güncan’ın 21/05/2012 tarihli dilekçesi ile şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmıştır.
Kesinleşen bu kararın infazı sırasında katılanın karardan sonra şikayetten vazgeçmiş olması nedeniyle, ilgili kararın kanun yararına bozulması talep edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/07/2012 tarihli ilk istem yazısıyla Dairemize gönderilen dosyada, kanun yararına bozma istemine konu edilmeyen başka bir hukuka aykırılık tespit edildiğinden dosya Adalet Bakanlığına iade edilmiştir. Belirtilen eksiklik giderilerek yeniden hazırlanan kanun yararına bozma istemi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/09/2013 tarihli 2. istem yazısıyla Dairemize gönderilmiştir.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
a- Kovuşturması şikayete bağlı olan suçlarda, miktar itibariyle kesin olan bir hükmün tefhiminden sonra, katılanın şikayetten vazgeçmesi üzerine, düşme kararı verilip verilemeyeceği,
b- Denetim süresi içerisinde suç işlenmesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırılarak yeniden açılan duruşmaya, katılanın çağrılmasının gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:

5271 sayılı CMK’nın hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması başlığını taşıyan 231. maddesinin 1. fıkrasında “Duruşma sonunda, 232. maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak, gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.” 2. fıkrasında “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.” 4. fıkrasında “Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.” Mağdur ve şikayetçinin hakları başlıklı 234. maddesinde “(1) Mağdur ile şikâyetçinin hakları şunlardır:…
b) Kovuşturma evresinde;
1. Duruşmadan haberdar edilme,
2. Kamu davasına katılma,……..
6. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma…..” hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada, sanık hakkında hakaret suçundan yapılan yargılama sonucunda 23.07.2008 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın beş yıllık denetim süresi sona ermeden 29.07.2011 tarihinde kasıtlı yeni bir suç işlediği ve bu suçtan kurulan mahkumiyet hükmü kesinleştiğinde mahkemesine ihbar yazısı gönderildiği görülmektedir. İhbar yazısı üzerine Kırklareli 1. Sulh Ceza Mahkemesince duruşma açılarak, sanık dinlendikten sonra önceki mahkumiyet hükmü açıklanmıştır.

Miktar itibariyle kesin olan mahkumiyet hükmünün açıklanmasından sonra 21/05/2012 tarihli dilekçe ile katılan şikayetinden vazgeçmiş ise de, TCK’nın 73/4. maddesindeki hüküm karşısında hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçmenin sonuca etkili olmadığı, kesinleşmeyi etkileyecek vasfa yönelik temyiz iddiası veya kararda güvenlik tedbiri uygulamasının da bulunmadığı görülmektedir.

Ancak mahkemece oluşan yeni durum nedeniyle açılan duruşma, 18/02/2008 tarihli oturumda katılan sıfatını almış olan mağdur…’a bildirilmemiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından sonra, dosyanın yeniden ele alınması nedeniyle açılan duruşmaya katılanın çağrılmasının veya duruşmadan haberdar edilmesinin gerekmediğine ilişkin mevzuatımızda bir hüküm bulunmamaktadır. TCK’nın 131/1. maddesi uyarınca hakaret suçunun kovuşturmasının şikayete bağlı olması ve CMK’nın 234/(1)-b-1. maddesi uyarınca duruşmalardan haberdar edilme hakkı bulunan katılanın yokluğunda yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:

1-Miktar itibariyle kesin olan mahkumiyet hükmünün açıklanmasından sonra şikayetten vazgeçmenin sonuca etkili olmadığı anlaşıldığından, 20.07.2012 tarihli ilk kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
2-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği 05.09.2013 tarihli tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, hakaret suçundan sanık … hakkında, … 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 21/05/2012 tarihli ve 2012/160-386 sayılı kararının, CMK’nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA,
3-Savunma hakkının kısıtlanmasıyla ilgili bozma nedenine göre anılan Kanun maddesinin 4/b fıkrası gereğince, mahkemesince yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulmasına, 11.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.