Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2012/18569 E. 2013/19029 K. 05.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18569
KARAR NO : 2013/19029
KARAR TARİHİ : 05.07.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından; tamamı yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 05.07.2013 günü temyiz eden davalı … vekili Av. … …geldi. Karşı taraf davacı … ile vekilleri gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 05.07.2013 (Cuma)

.
KARŞI OY YAZISI

Davalı eş, davacının başkası ile nişanlandığına ilişkin delillerini “TEMYİZ AŞAMASINDA” Yargıtay’a bildirmiş ise de bu delillerin dikkate alınmaması konusunda değerli çoğunluk ile aramızda görüş birliği vardır.
Ne var ki, davalı eşin bu yöne ilişkin temyizine cevap verilmemiştir. Davalının açık temyizine cevap verilerek “Boşanma davalarında temyiz aşamasında delil sunulamayacağı” gerekçesinin de ilama eklenmesi gerekir.
KARŞI OY YAZISI

Dava, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girdiği dönemde açılmıştır. Dairemizin 1086 sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine dayalı olarak açılan boşanma davalarında , dava temeli (vakıa) hayat olayları olmayıp “evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması”dır. Yani hukuki sebep aynı zamanda dava temeli olarak kabul edilmiştir. Evlilik sonucu eşlere düşen yükümlülüklerden “sadakat yükümlülüğü” boşanma kararı kesinleşinceye kadar devam eder. Boşanma kararı kesinleşmeden davacı kadının nişanlandığı iddia edildiği ve bu iddia internet facebook çıktısı ve mesajlarıyla davalı tarafından temyiz incelemesinden önce belgelendirildiğine göre; bu hususun gerçek olup olmadığının üzerinde durularak, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 31. maddesi çerçevesinde bu konuda taraflardan açıklama istenmesi ve bu sorunun ön sorun gibi incelenmesi (HMK md. 163 vd.); gerçekleşecek sonucu uyarınca özellikle kusur dağılım ve derecesi belirlendikten sonra tarafların kusura bağlı parasal taleplerinin hükme bağlanması amacıyla hükmün bozulması gerektiğini düşünüyorum.