Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2016/277 E. 2016/4089 K. 29.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/277
KARAR NO : 2016/4089
KARAR TARİHİ : 29.09.2016

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili gelmedi. Davalı vekili Avukat … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, hakedişten haksız olarak yapıldığı ileri sürülen kesintinin istirdadı için yapılan ilâmsız icra takibine itirazın iptâli ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece davanını esastan reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.1-İcra takibi ve dava … İş Ortaklığı tarafından ve bu adi ortaklık adına verilen vekâletnameye istinaden başlatılarak açılmış olup, adi ortaklığın hukuki varlığı mevcut olmakla birlikte tüzel kişiliği bulunmadığı, takip ve dava sadece adi ortaklık tarafından açılmış olup, adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmadığından davacının aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Mahkemece davanın esastan reddi, öncelikle taraf sıfatı ve husumet ehliyetinin varlığının incelenmesi gerektiğinden isabetsiz ise de; bu husus bozma nedeni sayılmamış ve sadece gerekçesinin düzeltilmesi ile yetinilmiştir.2-Yukarıda açıklandığı gibi gerekçenin düzeltilen haliyle dava husumetten reddedilmiş sayıldığından vekille temsil olunan davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2 ve 2. kısım 2. bölümde yazılı miktarı geçmemek üzere 1.500,00 TL maktu vekâlet ücreti tayini gerekirken, davacının nispi vekâlet ücretiyle sorumlu tutulması ve bu halde işin esası incelenmemiş, olup, davacı kötüniyetli sayılamayacağından koşulları oluşmadığı halde davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi de doğru olmamıştır.Yerel mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekir ise de, yapılan hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden gerekçesi, vekâlet ücreti düzeltilmek ve kötüniyet tazminatı kaldırılmak suretiyle 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’ın 438/VII ve son maddeleri uyarınca düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlele red kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan; davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile yerel mahkeme kararının hüküm kısmı 3. fıkrasının tamamının karar metninden çıkarılarak yerine “Koşulları oluşmayan davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine” 6. fıkrası 2. satırında belirlenen kelimesinden sonra gelen “2.553,57 TL nispi” rakam ve kelimesinin karar metninden çıkartılarak yerine “1.500,00 TL maktu” rakam ve kelimesinin yazılmasına ve kararın değiştirilen bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmediğinden davacı yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 29.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.