Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2016/640 E. 2016/4115 K. 03.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/640
KARAR NO : 2016/4115
KARAR TARİHİ : 03.10.2016

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.)

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ilave iş bedeli alacağı için başlatılan icra takibine itirazın iptâli ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili talebine ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne, kabul edilen kısım üzerinden davalı aleyhinde alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatına ve red edilen kısım üzerinden davacı aleyhinde alacağın %20’si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi yönünde verilen karar, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiştir.1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.2-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67/II. maddesi uyarınca; itirazın iptâli davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı aleyhine talep halinde uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekir. Gerek alacaklı yararına hükmedilecek icra inkâr tazminatının, gerekse borçlu yararına hükmedilecek kötüniyet tazminatının ilk şartı, aleyhine tazminata hükmedilecek tarafın haksız olmasıdır. Haksızlık kavramı, alacağın belirlenebilir (likid) olmasını gerektirir. Bunun yanında, borçlu yararına tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının takibe girişmesinde haksız olması yeterli olmayıp, aynı zamanda kötüniyetli olması da gerekir.Somut olayda; mahkemece, davaya konu 22.09.2011 tarihli 50.000,00 TL bedelli faturaya ilişkin alacağın 07.12.2011 tarihli belge kapsamında kalan 23.935,00 TL’lik miktarı yönünden davanın kabulüne, bu bedel dışında kalan miktar yönünden ise, davanın reddine karar verilmiştir. Alacağın varlığı ihtilâflı olduğundan, takibe girişen davacının alacağının olup olmadığı, varsa ne kadarlık alacağı istemekte haklı kabul edileceği, davalı iş sahibinin 21.11.2011 tarihli ve 07.12.2011 tarihli belgelere göre itirazlarının haklı olup olmadığının tespiti sözleşme, şartname ve mevzuat hükümleri yorumlanmak ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle mümkün olmuştur. Bu halde, alacağın varlığı ihtilâflı olduğundan, davacı alacaklının icra takibine başlamakta, davalı borçlunun da takibe itiraz etmekte haksız olduğundan söz edilemez. Ayrıca, davacı yönünden, takibe girişmekte kötüniyetli olduğuna dair bir delil de bulunmadığından, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi bu yönüyle de mümkün değildir. Bu nedenlerle, mahkemece tarafların yasal koşulları oluşmayan icra inkâr ve kötüniyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek davanın kabul edilen kısmı yönünden davacı yararına icra inkâr tazminatına, reddedilen kısmı yönünde de davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır.Kararın bu nedenlerle bozulması gerekirse de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının hüküm kısmının 3 ve 4 numaralı bendinin tümüyle karar metninden çıkarılmasına, yerine “Şartları oluşmadığından tarafların icra inkâr ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine,” ifadesinin eklenmesine, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmediğinden taraflar yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 03.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.