Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2012/13479 E. 2013/13634 K. 14.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13479
KARAR NO : 2013/13634
KARAR TARİHİ : 14.05.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı tarafından; her iki dava yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 14.05.2013 günü temyiz eden davalı-davacı … vekili Av. … geldi. Karşı taraf davacı-davalı … … ile vekilleri gelmediler. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 14.05.2013 (Salı)

KARŞI OY YAZISI

Taraflar 2007 yılında evlenmiş, dava ise 2010 yılında açılmıştır. Evliliğin üzerinden uzun bir zaman geçmemiştir. Tarafların 2009 doğumlu bir çocukları vardır. Mahkemece, boşanma kararıyla birlikte, kadın yararına 15.000 TL manevi tazminata, 150 TL yoksulluk nafakasına ve 100 TL iştirak nafakasına hükmedilmiştir. Boşanmaya sebep olan olaylarda; eşini basit nitelikte tehdit eden, ona hakarette bulunan ve geçim/bakım yükümlülüğüyle ilgili birlik görevlerini yerine getirmeyen koca, tamamen kusurlu bulunmuştur. Kadın ev hanımı, koca ise inşaat işçisidir. Kocanın sabit ve düzenli gelir getiren bir işi bulunmamaktadır. Kocanın hükme konu tüm yükümlülükleri, ekonomik sosyal durumu ve kusurlu davranışlarının niteliği göz önüne alındığında; hükmedilen manevi tazminat miktarı, kişilik haklarına yapılan saldırının yatışmasını gerektirecek miktarın ötesine geçmiştir. Miktar saldırı ile orantılı olmayıp, fazladır. Daha az miktarda manevi tazminata hükmedilmek üzere, hükmün sadece manevi tazminat yönünden bozulması gerektiğini düşünüyorum.