YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/242
KARAR NO : 2013/811
KARAR TARİHİ : 16.01.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/10/2011 tarih ve 2010/415-2011/427 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı …’nin iş ilişkileri nedeniyle davalı bankada ortak hesapları bulunduğunu,15.09.2009 tarihinde davacı şirkete ait müşteri çekleri ve çek yapraklarının çalındığını, müvekkilinin çeklerin yetkisiz kişiler tarafından tahsil edilmesi imkanını kaldırmak amacıyla, çeklerin bağlı olduğu 9095101 numaralı hesabında bulunan 23.000 USD’yi diğer hesapları yerine sehven … numaralı ortak hesaba aktardığını, ancak davalı tarafından …’nin kredi borcu nedeniyle ortak hesabın tamamına bloke konulduğundan paranın geri alınamadığını, oysa ortak hesap sözleşmesinde davalıya hesabın tümü üzerinde rehin ve hapis hakkı tanınmadığını, hatta hesap sahiplerinden birinin borcu nedeniyle konulacak hacizlerde dahi, hesabın eşit olarak ayrılacağı ve haczin borçlu olan hesap sahibinin mevduatı üzerine konulacağının kararlaştırıldığını, kredi sözleşmesinde davalı bankaya verilmiş olan yetkilerin müvekkili açısından geçerli olmadığını ileri sürerek, ortak hesaba aktarılan paradan şimdilik 11.500,00 USD’nin fiili ödeme günündeki TL karşılığının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, dava dışı …’ne kullandırılan kredinin kat edildiğini, kredi sözleşmesinde müvekkiline tanınan hapis hakkı ve takas/mahsup yetkisiyle ilgili düzenlemeler çerçevesinde dava konusu hesaba bloke konulduğunu, yapılan işlemde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, zira ortak hesap sözleşmesinde hesap sahiplerinin her birine tek başına tasarrufta bulunma hakkı verildiğini, bu sebeple söz konusu hesaptaki tutarın tamamının kredi borçlusu şirkete ait olduğunu düşünerek bloke işlemi yapıldığını, kaldı ki davacının aynı şubede birden fazla döviz hesabı bulunmasına rağmen kendi hesabındaki tutarı ortak hesaba aktarmasının bu paranın tamamının …’ye ait olduğunu gösterdiğini, husumetin müvekkili bankaya değil dava dışı şirkete yöneltilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, ortak hesap sözleşmesi gereğince dava dışı …’nin ortak hesaptaki paranın tamamını çekebilme hakkına sahip olduğu, bu halde ortak hesaptaki paranın tamamı üzerinde mülkiyet hakkının varlığının da kabulünün gerektiği, buna göre anılan şirketle imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesi gereğince, şirketin her türlü hak, alacak ve hesapları üzerinde hapis ve takas hakkı bulunan davalı bankanın, ortak hesaptaki dava dışı ….’nin mülkiyetinde sayılacak tutar üzerinde bu hakkını kullanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ortak hesap üzerine bloke konulması nedenine dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı ile dava dışı …’nin davalı banka nezdinde ortak hesap açtırdıkları, davalı bankanın dava dışı …’ne kullandırdığı kredilerin tahsili amacıyla ve kredi sözleşmesindeki hükümlere dayanarak dava konusu hesap üzerine bloke koyduğu anlaşılmaktadır. Ancak, davacı şirket ile dava dışı şirket arasındaki 27.11.2007 tarihli ortak hesap sözleşmesinin 4. maddesinde, hesap sahiplerinin birinin borcu nedeniyle hesaba haciz gelmesi halinde, hesaptaki paranın eşit hisselere ayrılacağının, yalnızca adına haciz gelen hesap sahibinin hissesi üzerine haciz konulacağının kararlaştırıldığı, sözleşmede davalı bankanın imzasının da bulunduğu görülmektedir. Bu itibarla, mahkemece, uyuşmazlığın tarafların imzasını taşıyan ortak hesap sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilip hasıl olacak kanaate göre bir karar verilmesi gerekirken, ortak hesap sözleşmeleri ile ilgili genel değerlendirmeler içeren ve davacının tarafı olmadığı kredi sözleşmesinin hükümlerini esas alan bilirkişi raporuna itibar olunarak, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.