Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/17752 E. 2016/11221 K. 20.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17752
KARAR NO : 2016/11221
KARAR TARİHİ : 20.09.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, fiili çalışmış olduğu 08.05.1991-20.04.1992 yılları arasındaki dönemde Bağ-Kur sigortalılığının iptali SSK’ya tabi sigortalı olduğunun tespitine, haksız olarak kesilen emeklilik aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Dava, davacının 25/05/2011-28/07/2011 tarihleri arasında geçen 65 günlük çalışma süresini gerçek ve fiili bir çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal eden ve yaşlılık aylığını kesen Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığının yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun9 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının 25/05/2011-28/07/2011 tarihleri arasında dava dışı Ltd. Şti. ne ait 1083695 sicil sayılı işyerinden hizmetlerinin bildirildiği, davalı Kurum tarafından 04/03/2013 tarihli araştırma inceleme raporunda işyerinden yapılan bildirimlerin hizmet akdi ile fiili çalışma esasına dayanmadığı bu nedenle yapılan bildirimlerin iptal edilmesi gerektiği işyeri hiç faaliye geçmediği ve işyerinin bildirim yaptığı dönemlerde fiili çalışanı olmadığından işyerinin yersiz tescilinin iptal edilmesi gerektiğinin bildirildiği,davacının yaşlılık aylığı koşullarının ortadan kalkması nedeniyle almakta olduğu yaşlılık aylığının da iptal edildiği, Mahkemece, davacının dava dışı işyerinde geçtiği iddia olunan 5510 sayılı Yasa 4/a kapsamında sigortalığının gerçek ve fiilî çalışmaya dayanıp dayanmadığının hiç bir duraksamaya yer vermeksizin açıkça ortaya konmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davalı Kurumun 04/03/2013 tarihli araştırma inceleme raporu sonucunda suç duyurusunda bulunulmuşsa ceza dosyasının akibetini araştırmak, ihtilaflı döneme ilişkin bordroda kayıtlı tanıklar saptayıp bunların bilgilerine başvurmak, …, zabıta, ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacının depoya yük indirip istifleme işini yaptığı yönünde iddiası bulunduğuna göre hangi firmaya ait malı, ne amaçla ve nereye yükleme yaptığı husularını davacıdan açıklatarak bu husuta araştırma yapmak, davacının bildirdiği tanıkları dinlemek ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
20/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.