YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12709
KARAR NO : 2016/12553
KARAR TARİHİ : 26.09.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişiler vekili, müvekkillerine ait işyerinde, borçlu ile hiçbir ilgisi bulunmayan faturalı mallara haciz konulduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasına en az % 40’dan tazminatın davalı alacaklıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nce, mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerektiği, ispat yükü altında olan 3. kişilerin karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip oldukları, davacının dayandığı faturaların mahcuzlara uygunluğu, davacı ile borçlu şirketlerin organik bağ içinde olup olmadıklarının tespiti için ticari kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğinden bahisle, hüküm bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, ticari defterlerde görülen alışveriş ilişkisi itibariyle borçlu ve davacı şirket arasında organik ilişki olduğu davacı şirketin eski ortağının işyerinin daha önce borçlu şirket tarafından kullanıldığını belirtmesi birlikte değerlendirilip faturanın mahcuz mala ve kayda uygun olması davanın ispatı için yeterli görülmeyerek, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3. kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3 .kişinin İİK’nun 96. maddesi uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, SMMM bilirkişi vasıtasıyla yaptırılan inceleme sonucunda ibraz edilen bilirkişi raporunun sonuç kısmında, salt davacı ve borçlu arasında 2008 yılı içinde 7 adet fatura kesilmesinden bahisle aralarında ticari ve organik bir ilişki bulunduğu görüşünün bildirilmesi doğru değildir. Aynı bilirkişi raporunda, davacı tarafından dayanak olarak bildirilen ve mahcuzun dava dışı bir başka şirketten satın alındığını gösteren faturanın 3. kişi şirkete kesildiği ve envantere kaydedilmiş olduğu, 3. kişi şirket tarafından tutulan açılış ve kapanış tasdikleri yapılmış ticari defterlerin usulüne uygun olarak
.//..
tutulduğu, kendisi lehine delil niteliği taşıdığı bildirilmiştir. Makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda mahcuzların ayırt edici özellikleri itibari ile dayanılan fatura ile uyumlu olduğu hususu da tespit edilmiştir. Bir başka hacze ilişkin tutanakta, davacı şirketin eski ortağının işyerinin daha önce borçlu şirket tarafından kullunıldığını belirtmesi ile ispat yükünün yer değiştirdiği kabul edilse dahi, davacı 3. kişinin mahcuzlara uyumlu fatura ve ticari defterler ile alacaklı yararına olan yasal karinenin aksini kesin ve inandırıcı delillerle kanıtladığının kabulü gerekirken yasal karinenin aksinin ispat edilmiş olduğu dikkate alınmaksızın, bilirkişi raporunun sonuç kısmında yer verilen organik bağlantının varlığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmeyerek hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı 3.kişi temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.