Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/14264 E. 2016/12403 K. 19.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14264
KARAR NO : 2016/12403
KARAR TARİHİ : 19.09.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Davacı alacaklı vekili, borçlu … Menü Yemek Ürt. Gıda Tem Bilgi İşlem Peysaj Tic. ve San. Ltd. Şti. hakkında icra takibi başlattıklarını, takibin kesinleşmesi üzerine borçlunun davalı …’ndaki hesabının haczi için müzekkere yazıldığını, Bankanın teminat mektubu riski nedeniyle müşteri hesapları üzerinde hapis hakkına dayalı istihkak iddiasında bulunduğunu, istihkak iddiasının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi Banka vekili; borçlunun Bankaya teminat mektubu riskinden kaynaklanan borcu olduğunu, taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereğince bankanın müşteri hesapları üzerinde öncelikli olarak hapis hakkı bulunduğunu, borçlunun borcunun ipotekle temin edildiği ileri sürülse bile, borç miktarının ipotek bedelinden daha fazla olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, söz konusu hesabın tasarrufa açık olduğunu Bankanın haksız şekilde ödemeyi yapmayarak müvekkilini zor duruma düşürdüğünü beyan etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, itibar edilen bilirkişi heyeti raporuna göre, davaya konu hacze ilişkin 20.01.2012 tarihi itibariyle davalı 3. kişi banka nezdinde bulunan borçluya ait hesap üzerinde, kredi sözleşmesi kapsamında, rehin hakkı ve mahsup yetkisinin kullanılmasını haklı kılan, muaccel bir alacağı bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulune karar verilmiş, karar davalı 3. kişi Banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesi uyarınca açtığı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
TMK’nun 881. maddesinde; “Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir…” düzenlemesi yer almaktadır. Bu kapsamda, davalı 3. kişi Banka ile müşterisi arasında imzalanan çerçeve sözleşmenin “Gelen veya Yapılacak Havaleler Üzerinde
.//..

Banka’nın Rehin Hakkı ve Mahsup Yetkisi” başlıklı 20.2 maddesinin; “Müşteri ve müteselsil kefiller, lehine/lehlerine gelmiş olan havaleleri kendilerine ihbarda bulunmadan önce Banka tarafından adlarına kabul ve nezdinde mevcut veya açılacak hesaplarına alacak kaydedilmesini, havale tutar üzerinde Banka’nın rehin hakkının ve 20.1.4. maddedeki esaslara göre mahsup yetkisinin bulunduğunu, ayrıca Banka’nın merkez veya herhangi bir şubesi aracılığı ile kendileri tarafından yapılacak havale meblağları üzerinde de aynı şekilde Banka’nın rehin hakkının ve mahsup yetkisinin bulunduğunu kabul ve beyan ederler” şeklinde rehin ve mahsup hakkını, hüküm altına aldığı anlaşılmıştır. Bankanın borçlusuna karşı ileri sürebileceği rehin hakkını, borçlunun alacaklısına karşı da istihkak iddiası olarak ileri sürebileceğinin kabulü gerekir. Anılan sözleşme hükmü ile Bankanın “Ödemekle sorumlu tutulacağı risklerinin” esas alınması, davalı 3. kişi Bankanın haciz tarihi itibariyle nakde çevrilmesi olasılığı olan teminat mektubu miktarı için rehin hakkının varlığının kabulü gerekir. Kaldı ki, Bankanın haciz müzekkeresine cevap yazısından hemen sonra, 20.01.2012 tarihinde teminat mektubunun nakde çevrilmiş olması da bahsedilen teminat riskinin gerçekleştiğini göstermektedir. Davalı Banka tarafından da değinilen … sayılı ve … tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında yer verildiği üzere, lehdarın kredi riskinin artması durumunda, mer’i teminat mektubu bedelinin depo edilmesini isteme hakkı; riskin doğması veya teminat mektubunun nakte çevrilip çevrilmemesi ile ilgili olmayıp, kontrgarantilerin kendilerine (bankaya) verdiği hakla ilgilidir.
Bu çerçevede, somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda, teminat mektubunun paraya çevrilmesi tarihi esas alınarak, bankanın rehin ve mahsup haklarını kullanmasını gerektirecek, doğmuş bir alacağından söz etmenin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılması hatalı olup, kısa süre içerisinde teminat mektubunun paraya çevrilmiş olması, bu tarihten önce de güncel bir riskin varlığının kabulünü haklı kılmaktadır.
Açıklanan hukuki ve maddi olgulara göre, Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı 3. kişi Banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.