Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/22215 E. 2016/13125 K. 26.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/22215
KARAR NO : 2016/13125
KARAR TARİHİ : 26.10.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
2-…

Davacı, davalı Kurum tarafından gönderilen borç tahakkuk belgesinin iptaline ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının gerçek ve fiili bir çalışmaya dayanmadığından bahisle davalı Kurum tarafından iptal edilen 2009/1. ile 2009/6 ayları arası toplam 180 günlük çalışma süresinin kendisine iadesine karar verilmesi ve hizmetlerin iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Somut olayda; davacının dava dışı s.s. numaralı işyerinden 2.1.2009-30.6.2009 tarihleri arasında 180 gün hizmet bildiriminde bulunulduğu, bu çalışmalarla birlikte davacıya 1.7.2009 tarihihndeni itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, 17.3.2014 tarihli Kurum raporu ile davacı adına dava dışı işyerinden bildirilen çalışmaların fiili olmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, davacıyla aynı dönemde çalışması mevcut olan aynı rapor doğrultusunda çalışmalır iptal edilen …’ın çalışmalarının gerçek olduğuna dair dosyanın Yargıtay .’ce onandığı ve …’ın davacıyla birlikte çalıştığını tanık sıfatıyla verdiği ifadede beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, …’ın çalışmalarının fiili olduğunun mahkeme kararıyla kesinleşmesi nedeniyle ve dosya kapsamından davacının da çalışmalarının fiili olduğu anlaşılması nedeniyle davanın kabulüne karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
26.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.