YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10934
KARAR NO : 2016/12597
KARAR TARİHİ : 13.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Vek.Av….
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava; davacının davalı işyerinde 1994 yılından 2006 yılı yaz sezonu bitimine kadar olan çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; inşaat işleri yapan davalı şirkete ait inşaatlarda kalıp ve tuğla ustası olarak çalıştığını beyan eden davacı adına davalı şirket tarafından 29.07.2005 tarihli işe giriş bildirgesi düzenlendiği, talep edilen dönem içerisinde davacının davalı şirket tarafından davalı Kurum’a bildirilen çalışmaları olduğu gibi dava dışı işyerlerinden de çalışmalar bildirildiği, davacı tarafından çalıştığını beyan ettiği inşaatlara komşu işyeri tanıklarınca davacının çalışmalarının doğrulandığı, davacı tanıkları davacının çalışmasının sürekli olduğunu beyan ederken davalı tanıkları tarafından davacının iş olduğunda çalıştığının beyan edildiği, davacının 2001-2004 yılları arasında kriz olması nedeni ile çalışmadığını beyan ettiği, davalı şirkete ait inşaat işlerine ait bordroların dosya arasına alınmadığı ve bordro tanıklarının dinlenilmediği anlaşılmaktadır.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların Kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi ile halen 5510 sayılı Yasa’nın 86. maddesi olan bu tür davalarda; öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenilen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları ya da komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacının talep ettiği süreler somutlaştırılmadan ve bordro tanıkları dinlenilmeden sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacıdan tespitini talep ettiği çalışma sürelerini ve inşaatları somutlaştırmasını isteyerek; bu dönemlere ait inşaat işyerlerinin bordrolarını dosya arasına alarak re’sen seçilecek bordro tanıklarını dinlemek, yine söz konusu inşaatlara talep edilen dönemde komşu olan işyeri sahipleri ile bu işyerlerindeki çalışmaları kayıtlara geçmiş kişileri tespit ederek dinlemek ve böylece toplanan deliller ışığında varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
13.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.