Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2014/20415 E. 2014/31247 K. 30.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/20415
KARAR NO : 2014/31247
KARAR TARİHİ : 30.10.2014

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, … Sulh Ceza Mahkemesince verilen 14/10/2010 gün ve 2009/97 esas, 2010/583 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 19/02/2014 gün ve 2012/28700 esas, 2014/5181 karar sayılı kararıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
I-İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/04/2014 gün ve 2014/142482 sayılı yazısı ile;
“5237 sayılı TCK’nun Genel Hükümler Kitabının, “Yaptırımlar” başlıklı üçüncü kısmında “Dava ve Cezanın Düşürülmesi” başlığı altındaki dördüncü bölümünde 64 ilâ 75. maddeler arasında belirtilen beş sebep, dava ve ceza ilişkisini düşüren neden olarak tespit edilmiştir. Bunlardan uyuşmazlık konusunu da ilgilendiren 64. maddesindeki;
“1) Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tâbi eşya ve maddî menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.
2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm infaz olunur” şeklindeki düzenleme getirilmiştir.
Sanığın ölümü durumunda kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibarıyla zoralıma tabi olan eşya ve yararlar hakkında yargılamaya devam edileceği, hükümlünün ölümü halinde ise cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmekle birlikte, zoralıma ve yargılama giderlerine ilişkin hükmün infaz edileceği belirtilmek suretiyle hükümlü ile sanığın ölümüne farklı sonuçlar yüklenmiştir. Buna göre, soruşturma başladıktan sonra ve fakat kamu davası açılmadan önce şüphelinin ölmesi halinde kovuşturma imkanının bulunmaması nedeniyle dava açılmayarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilecek, kamu davası açıldıktan sonra sanığın öldüğünün belirlenmesi durumunda da mahkemesince düşme kararı verilecek, ölüm ceza ilişkisini sadece ölen kişi bakımından sona erdirdiğinden iştirak halinde işlenen suçlarda diğer sanıklar hakkında davaya devam edilecek, sanığın ölümü niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak müsadere kararı verilmesine engel olmayacaktır. Sanığın ölümü ceza ve infaz ilişkisini düşürürken, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş olan hükümlünün ölümü sadece hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarının infaz ilişkisini ortadan kaldıracaktır. Ölümden önce tahsil edilmiş bulunan para cezaları mirasçılarına iade edilmeyecek, buna karşın tahsil edilmemiş bulunan para cezaları da mirasçılardan istenmeyecek, bunun yanında müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin hükümler ölümden önce kesinleşmiş olmak kaydıyla infaz olunacaktır.
Görüldüğü gibi, suç teşkil eden bir fiilin işlenmesiyle fail ile devlet arasında doğan ceza ilişkisi, bu fiili işleyen sanığın ya da hükümlünün ölümüyle cezaların şahsiliği ilkesi nedeniyle başkası sorumlu tutulamayacağından düşmektedir. Ölüm, bir vakıa olan suçu ortadan kaldırmayacak, suçtan sorumlu tutulacak kişi olmadığından, devletin suçla birlikte ortaya çıkan cezalandırma sorumluluk ve yetkisini sona erdirecektir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Sanığın 16.02.2013 tarihinde öldüğü, nüfus kayıt örneğinden anlaşılmakla, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64.maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi düşünülmektedir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, sanığın temin edilen nüfus kaydında Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 11.04.2012 tarihli onama kararından önce 16.02.2013 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır. Bu nedenle kamu davasının 5237 sayılı TCK’nun 64 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesi gerekmektedir. Görüşümüz doğrultusunda karar verilmemesi durumunda da dosyanın Yüksek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmesi itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, sanık … hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kurulan hükmün onanmasına dair karara ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce sanık … hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan verilen, 19/02/2014 gün ve 2012/28700 esas, 2014/5181 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
UYAP sisteminden alınan nüfus kaydına göre sanığın kararımızdan önce 16.02.2013 tarihinde ölmüş olduğu anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nın 64. ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca, sanık …’ın ölümü nedeniyle, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan açılan KAMU DAVASININ DÜŞMESİNE, 30.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.