YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20023
KARAR NO : 2014/9138
KARAR TARİHİ : 06.05.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/10/2011 günlü kenar yazısı ile Dairemize gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Yakınanlar …, … ve … yönelik yağma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu’nun takdirine göre, hükümlü savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
II-Yakınan … yönelik yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Suç tarihinde geceleyin saat 20:00 sularında sipariş götürdüğü yerden bisikletiyle dönen yakınanı durduran ve elindeki bıçağı çeken hükümlünün yakınandan para istediği, vermemesi üzerine yakınanı dövüp üst dişini kırarak olay yerinden ayrıldığı, oluş ve dosya kapsamına göre, hükümlünün eyleminin geceleyin silahla yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğunda tereddüt yoktur.
Açılan kamu davası ve yerel mahkemece yapılan yargılamada, hükümlü hakkında bu şekilde işlenen suçta 765 sayılı Yasanın 497/1. maddesinin uygulanması gerektiği halde, aynı Yasanın 495/1. maddesiyle uygulama yapılarak neticeten 1 yıl 10 ay 6 gün süre ile ağır hapis cezası tayin edilmiştir. Oysa ki 765 sayılı Yasanın 497/1. maddesindeki “Yukarıdaki maddelerde beyan olunan cürümler, geceleyin veya silah ile tehdit ederek işlenirse onbeş seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezası verilir.” şeklindeki düzenleme olayımıza uymaktadır. Bu hatalı vasıflandırma ile hükümlü hakkında 495/1. maddesi uyarınca kurulan hüküm kesinleşmiş ise de; hükümlünün 5237 sayılı Yasaya göre eylemine uygulanması gereken anılan yasanın 149/1-(a), (h) maddesidir ve bu şekilde mukayase yapılmasına ve lehe kanunun belirlenmesine yasal bir engel yoktur. Çünkü lehe yasanın belirlenmesinde önceki hükümdeki hatalı vasıflandırma ve uyarlama yargılamasında verilen hükümler kazanılmış hak teşkil etmemektedir. Yüksek Ceza Genel Kurulu ve Dairelerin istikrarlı uygulamalarıda bu yöndedir.
Şu halde; hükümlünün eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 149/1-(a),(h) maddesine uyduğu gözetilmeden, anılan Yasanın 148/1. maddesi ile uygulama yapılması,
2-) Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 497/1, 61, 55/3, 59. maddeleriyle hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 149/1-(a),(h), 35, 31/3., 62. maddeleri uyarınca her iki Yasaya göre karşılaştırma yapılarak uygulama yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 19.12.2002 tarihli ilk hükümdeki ceza süresini aşmamak koşuluyla infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 06.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.