Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2013/10955 E. 2014/8398 K. 03.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10955
KARAR NO : 2014/8398
KARAR TARİHİ : 03.04.2014

3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Rüşvet vc Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’na muhalefet suçundan sanık … hakkında …. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/89 esasına kayden görülen davada, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 27/1-…maddesi uyarınca hâkimin davadan çekinmesine dair 08/03/2013 tarihli kararının uygun bulunmadığına ilişkin mercii …. 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 15/03/2013 tarihli ve 2013/184 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 27.05.2013 gün ve 33942 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.06.2013 gün ve KYB. 2013-199362 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 30/2. maddesinin “Hâkim, tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekindiğinde, merci çekinmenin uygun olup olmadığına karar verir. Çekinmenin uygun bulunması halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.” şeklindeki düzenlemesi karşısında, hâkimin çekinme nedeni olarak ileri sürdüğü sübjektif sebeplerin, gerçekleştirilecek yargılamada sanığın hâkimin tarafsızlığından şüphe duymadan yargılamanın sonuçlandırılmasının gerekmesi nedeniyle yerinde olduğu kabul edilerek talebinin uygun olduğuna vc başka hâkim veya mahkeme görevlendirilmesine karar vermek gerekirken, konuya ilişkin olmayan anılan Kanun’un 22. maddesinde sayılan sebeplerin bulunmadığından yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere kanun yararına bozmaya konu olabilecek yasaya aykırılık halleri uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarıdır. Buna göre, maddi ceza yasaları ile yargılama yasası kurallarına aykırılık hallerinde bu yola başvurulması mümkün olmakla birlikte hakimin takdir, tercih ve değerlendirmesine ilişkin sorunlar bakımından anılan yola gitme olanağı bulunmamaktadır.
…….1.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından delil takdiri yapılarak karar verildiği, ayrıca, CMK.nun 28/son maddesi uyarınca davadan çekinme isteminin

reddine ilişkin kararın asıl hükümle birlikte temyiz inceleme konusu yapılabileceği, aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 03.04.2014 günü oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Sanık … hakkında 3628 sayılı kanuna muhalefet suçundan açılan davanın yargılamasında, mahkeme hakimi “sanığın dedesinin ilk okulda öğretmeni olduğunu ayrıca hemşerisi olmakla birlikte sınırlıda olsa geçmişte şahsi diyalog ve görüşmesinin olduğunu….sanıkla arasındaki kişisel yakınlık nedeniyle tamamen yasaya uygun karar verse dahi vicdani olarak rahatsızlık duyacağını, tanışıklığının yanlış anlamalara yol açma ihtimalinin bulunduğunu..” belirterek CMK. 30/2 gereğince davada çekindiğini belirterek Ağır Ceza Mahkemesinden davaya başka bir hakimin görevlendirilmesi talebinde bulunmuştur.
Ağır Ceza Mahkemesi 5271 sayılı CMK. nun 22. maddesinde sayılan çekinme sebepleri bulunmadığından CMK. 30/2 maddesi gereğince çekinme isteminin reddine karar vermiştir.
Adalet Bakanlığı Ağır Ceza Mahkemesinin kararına karşı “Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 30/2. maddesinin “Hâkim, tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekindiğinde, merci çekinmenin uygun olup olmadığına karar verir. Çekinmenin uygun bulunması halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.” şeklindeki düzenlemesi karşısında, hâkimin çekinme nedeni olarak ileri sürdüğü subjektif sebeplerin, gerçekleştirilecek yargılamada sanığın hâkimin tarafsızlığından şüphe duymadan yargılamanın sonuçlandırılmasının gerekmesi nedeniyle yerinde olduğu kabul edilerek talebinin uygun olduğuna ve başka hâkim veya mahkeme görevlendirilmesine karar vermek gerekirken, konuya ilişkin olmayan anılan Kanun’un 22. maddesinde sayılan sebeplerin bulunmadığından yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” gerekçesi ile kanun yararına bozma talebinde bulunmuştur.
Sayın Çoğunluk ise hakimin takdir ve değerlendirilmesine ilişkin sorunlar bakımından kanun yararına bozma yasa yoluna gidilemeyeceğinden talebin reddine karar vermiştir.

Ret kararına katılmıyorum, zira mahkeme hakimi samimi olarak geçmişten gelen tanışıklık nedeni ile tarafsız dahi olsa bu intibaın yaratılamayacağını ifade etmiştir.
Birleşmiş Milletler Bangolar Yargı Etiği İlkelerinin “Tarafsızlık” değerleri :
{İlke: Tarafsızlık, yargı görevinin tam ve doğru bir şekilde yerine getirilmesinin esasıdır. Bu prensip, sadece bizâtihî karar için değil aynı zamanda kararın oluşturulduğu süreç açısından da geçerlidir.
Uygulama:
……..
5. Hâkim, tarafsız olarak karar veremeyeceği durumda veya makul olarak düşünme yeteneği olan bir kişide tarafsız olarak karar veremeyeceği izlenimi yaratması halinde, yargılamanın her hangi bir aşamasına katılmaktan çekinmelidir. Sınırlı sayıda sayılmamakla birlikte bu durum aşağıdaki ihtimâllerde söz konusu olur:
……..
7. Hâkimin ihtilâf konusu davada, olaya ilişkin bir tanıklığının olması … da daha önceden …….. } şeklindedir. Bu ilke, Anayasanın 36. madde son cümle gereği “.Herkes …..adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde mesleki tarafsızlığına şüphe düşeceğine inanan hakimin çekinme istemi kabul görmeli aynı şekilde davanın taraflarına da adil yargılanma hakkı tanınmalıdır.
Hakimin çekinme istemi sıklıkla görülen bir neden olmadığı ve güven ilkesi gereği bu hakkın tanınması görüşünde olduğumdan kanun yararına bozma yasa yoluna konu yapılması gerektiği ve CMK. nın 22. maddesinde sayılan nedenlerden de olmadığından Sayın Çoğunluğun ret kararına katılmıyorum.