YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2312
KARAR NO : 2013/1632
KARAR TARİHİ : 25.01.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.12.2013 tarih ve 201/33-2011/532 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Bankanın … Şubesinde hesabı bulunan müvekkilinin hesabından bilgisi ve rızası dışında internet bankacılığı yolu ile 24.10.2005 – 25.10.2005 tarihleri arasında para transferleri yapıldığını, dava konusu işlemde davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek, 20.518,00 TL’nin 25.11.2005 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bir güven kurumu olan davalı Bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, internet bankacılığının tehlikeleri konusunda müşterilerini aydınlatmadığı ve gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı, davalı bankaca davacının müterafık kusurunun ispatlanamadığı, davalıya keşide edilen ihtarnamenin tebliğ tarihine göre temerrüt tarihinin 02.03.2008 tarihi olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 20.513,00 TL’nin 02.03.2008 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı Banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Bütün borçlar açısından olduğu gibi, para borçları bakımından da temerrüdün temel şartı borcun muaccel hale gelmiş bulunmasıdır. Borcun muaccel hale gelmesi borçlu temerrüdünün ana şartı ise de, tek başına temerrüdü sağlamaya yeterli değildir. 818 sayılı BK’nın 101/f-1 maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Genel olarak ihtarın normal gerçekleşme tarzı, alacaklının sırf ödeme talebinden ibaret iradesini borçluya iletmesidir. Alacaklı tarafından borçluya yöneltilen ihtar, alacaklının ödemeyi talep ettiğini tereddüte yer bırakmayacak biçimde açık ve kesin bu şekilde ortaya koymalıdır. O halde bir borç ilişkisinde alacaklının temerrüt faizi talep edebilmesi için, iki temel şartın bir arada bulunması gerekir. Borcun bir para borcu olması ve borçlu temerrüdünün gerçekleşmesi gerekir.
Bu ilkeler somut olaya uygulandığında, davacı tarafından dava açılmadan önce, davalı Bankaya gönderilen ihtarname ile, dava konusu 20.518.00 TL alacağın, mağduriyetinin giderilmesi için davalıya ilk müracaat tarihi olan 25.11.2005 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ödenmesi ihtaren bildirmiş ve ihtarname davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş bulunduğundan, ihtarnamede belirtilen alacak için 25.11.2005 tarihi itibariyle temerrüdün oluştuğunun kabulüyle, dava konusu alacağa bu tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve kısmen reddedilen miktar yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesi hükmü gereğince davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmişse de, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 30.06.2011 gün ve 2011/321YD İtiraz numaralı kararı ile, konusu para ile değerlendirilen davalarda hükmedilecek nispî avukatlık ücretinin Tarifeye göre belirlenen maktu avukatlık ücretinin altında kalması durumunda, hükmedilecek maktu vekâlet ücretine de asıl alacağı geçmeyeceği yönünde bir sınırlandırma getirilmesi gerektiği, asıl alacak tutarından fazla maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi sonucunu doğuracak şekilde asgari sınır getirilmesine yönelik Tarife kuralının, Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenecek nispî avukatlık ücretinin, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre tespit edilen ücretten (maktu avukatlık ücreti) az olamayacağına ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle anılan Tarife kuralının yürütmesinin durdurulduğu hususu gözden kaçırılmıştır. Açıklanan husus dikkate alınarak davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.096,55 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.