Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/532 E. 2013/1372 K. 22.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/532
KARAR NO : 2013/1372
KARAR TARİHİ : 22.01.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/09/2011 tarih ve 2010/678-2011/468 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil ettiğini ve ödemediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine açılan davada … Cumhuriyeti … Eyalet (Asliye Hukuk) Mahkemesi 19.Hukuk Dairesince, 30.933,16 Euro ana paranın 05/11/2001 tarihinden itibaren işleyecek %5 temel faizleri ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, kararın … Bakanlığı aracılığıyla 28.12.2009 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiğini, temyiz başvurusu yapılmadığınadan kararın kesinleştiğini, mahkeme kalemince 07.06.2010 tarihinde kesinleşme şerhi düşüldüğünü, söz konusu kararın kamu düzenine aykırılık teşkil etmediğini ileri sürerek, … Cumhuriyeti … Eyalet (Asliye Hukuk) Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi’nin 21.07.2009 tarih 19 O 391/08 numaralı kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının tenfizini istediği kararda yazılı olduğu üzere davacı, müvekkil şirketten satın aldığı paya karşılık ödediği parayı geri istediğini, Türk hukukunda bunun mümkün olmadığını, bu durumun kamu düzenine ilişkin olduğunu, kamu düzeninden olan hususların tenfiz yoluyla bertaraf edilmesine yasal olanak bulunmadığını, tenfiz talebinin kabulü halinde, davacının elinde hem pay kalacağını, hem de payın bedelini tahsil etmiş olacağını, yabancı ülke mahkemesinin gönderdiği duruşma davetiyesinde, davanın ancak AB ülkelerinden birinde çalışan bir avukat aracılığıyla takip edilebileceğinin belirttiğini, bu şekilde yasalarımızda olmadığı halde müvekkilinin avukat tutmasının zorunlu kılındığı gibi ülkemizde çalışan bir avukatla davasını savunma imkanının da elinden alındığını, müvekkilinin savunma hakkınını kısıtlandığını savunarak davanın reddine istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, yabancı mahkemece verilen kararın Türk kamu düzenine aykırı olmadığı, karşılıklılık ilkesinin gerçekleştiği, yabancı mahkeme kararının tenfizini engelleyecek husus bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.